Mutlu, huzurlu, uzun ve sağlıklı yaşamak kararlarınıza, neler yemeyi tercih ettiğinize, egzersize ve genetik olarak kim olduğunuza çok da bağlı olmayabilir. Sevgi içten gelir evet, ama günümüz dünyasında sevgisizlik çok bulaşıcı, kişisel olarak sevgi dolu ve mutlu olabilseniz de bunu koruyabilmeniz günümüz yaşam koşullarında biraz zor.

Ama sevgi de bulaşıcıdır ve tüm bireylere yayıldığında Roseta gibi toplumsal mükemmel bir deneyime dönüşebilir. Toplum da yaralarını doğal olarak sarar. Her birimizin tek başına mutlu olması yetmez, toplumun mutluluğu için de çabalamak önemli. Gerçekleştirilmesi düşünüldüğünde ne kadar zor görünüyor değil mi?

Ama bizce zor değil, bu başarılabilir. Biz burada odağımızı toplumun gelişmesinde aile kadar önemli olan bir diğer topluluğa, şirketlere çevirdik. Çalışma hayatı hayatımızda çok önemli bir yere sahip, zamanımızın büyük çoğunluğunu iş yaparak geçiriyoruz. Çünkü o sadece iş hayatı değil, bizi geliştiren, büyüten, olgunlaştıran, yeni keşifler yapmamızı sağlayan hatta ruhumuzu yücelten deneyimler de sunuyor.

Yardımlaşma amacıyla başlayan, paranın değişimi yönlendiren bir enerji birimi olduğu, aslında sevgiyle oluşan bir dünya olabilir iş hayatı. Ama şimdi bakıldığında ekonomik değerlerin ön planda olduğu, zorlu rekabet dünyasında salt kar amaçlı, anlamsız yaşayan, mutsuz, kavga dolu, stresli irili ufaklı toplulukları içeren şirketler ve insanlar görüyoruz. Kurumlarda çalışan insanlar öğle yemeklerinde kendi köfteci dükkânlarını açma hayaliyle sohbetler ediyorlar.

Ama manzara bu kadar kötü değil merak etmeyin, neyse ki değişim başladı, okumaya devam edin!

Dünya’da sevgi ve takdir edilmeye olan açlık, ekmeğe duyulan açlıktan daha fazladır! Azize Teresa

Yararlı olması dileğiyle.

İlkay Öztürk