Dünyaya geldiğimiz anda tattığımız ilk şey sevgidir. İşte bu andan itibaren sevgi ölünceye kadar bizimle beraberdir. Çünkü insan, yaşamının her devresinde ilgiye ihtiyaç duyar. Bu açlığı da sevgiden başka doyuracak hiç bir şey yoktur. Bu yüzden sevgi, mutlu olabilmemizin en büyük öğelerinden biridir. Dokunduğu yeri canlandıran, güzelleştiren, hayat veren bir iksirdir. Her çağda, her yaşta, her ortamda ve her çeşidiyle önemi asla tartışılmayacak bir duygu yoğunluğudur. Işığı, gülümsemesi,  olumlu yansımalarıyla yayılan ve paylaşılabilen bir ruh halidir. Bir başka bakış acısıyla sevgi bir tür sanattır. Başta kendimizi ve tüm canlıları sevebilme sanatıdır. Daima iyimser, hoşgörülü, sağduyulu ve yaratıcı olmaya yönlendirir. Esprili, tatlı, şirin, yaramaz ve neşelidir. Yapılan her şeyin tadını en iyi şekilde almayı sağlar.

Sevgiyi başarmak ruhen rahatlamayı, daha iyi bir insan olmamıza yardımcı olmayı, önümüze çıkan zorlukları,  problemleri kolay aşabilmemizi sağlar. Kendine güvenen, kendini ifade edebilen, sosyal ilişkiler kurabilen bir insan, ancak sevgiyle büyüyen çocuklar arasından çıkar. Sevildiğini bilen bir çocuk sorunlarını daha kolay çözer. Sevgisiz büyüyen çocuklar ise daha saldırgan olabilirler.

Sevmek tek başına yeterli olmaz. Sevgiyi göstermediğimiz sürece yaşatamayız da. Sevgiyi gösterebilmenin ya da kanıtlayabilmenin yolu ona emek vermekten geçer. Sevgiyi göstermemek sağlıklı iletişimi, içtenliği, yakınlaşmayı, güveni engeller ve sonuç yalnızlık olur. Sevgiyi göstermek ruhen rahatlamayı;  zorlukları,  problemleri aşmayı kolaylaştırır. Sevgi beş duyuya yayılabilir. Tat alabilir, dokunabilir, duyar, koklar.

Peki sevgi bu kadar çok şeyi sağlıyor da niye hala sevgisiz insanlar, sevgisiz ilişkiler var? Bu yanlıştan ne zaman dönülecek? Sevgi neden bu kadar zorlaştırılıyor? Sevginin güzelliklerini yaşayabilecekken, neden sevgisizliğin sonuçlarına katlanmaya çalışılıyor? Sevgiyi bir sihirli anahtar olarak görebilenlere tüm kapılar açılır. Onların hayatında her şey pozitif gelişir. Sevgilerini paylaştıkları için fazlasıyla geri alırlar. Aynı el ele tutuşmuş insanlardan oluşan bir halka gibi, pozitif enerji elden ele geçer ve onu verene geri gelir. Sevgiyi hissetmek, yüreklerde büyütmek, ona değer vermek, emek vermek ve beslemek gerekir.

Ve sevgiyi söyleyemiyor veya gösteremiyorsak bizim harika bir insan olduğumuzu kim bilebilir ki?

Öyleyse sevgi iletişimin temel taşlarından biri de onu söyleyebilmek, hissettirebilmektir. Çoğumuzun düştüğü bir hata var! “Nasıl olsa sevdiğimizi bilirler veya görürler diyerek’’ karşımızdakileri kâhin sanıyoruz. Seni seviyorum demek ayıp değildir. Tam tersi söyleyene ve duyana bir enerji dokunuşu etkisi yapar. Mutluluk hapı almış da, bütün ağrılarımızı bir anda geçirmiş gibi etkileyicidir. Sevgiliye, eşe, anneye, babaya çocuğa, arkadaşa, hayvanlara, sevdiğimiz her şeye.

Gerçekten gönülden seviyorsak bunu söylemeli ve hissettirmeliyiz.

Ne kendimizi, ne onları bu sihirli duygudan mahrum etmemeliyiz. Tüm zor taraflarına rağmen hayat çok güzel, onu güzel kılan en önemli unsur da sevgi! Sevgiyi hissedebiliyorsak ne mutlu bize, ama! Söyleyebiliyor ve paylaşabiliyorsak ne büyük ayrıcalık, şimdi hemen ‘’Seni seviyorum’’ için küçük bir deney yapın. Yoğun bir iş saatinde hiçbir ayrım yapmadan çalışma arkadaşlarınıza “Seni Seviyorum” u söyleyin, sizce tepkileri ne olur? Arkadaşınız rutin tempodan hemen kopar, yüzüne gülümseme oturur. İçleri de ısınır.

Peki o an ne hissederler?

  • Mutluluk
  • Sevinç
  • Keyif
  • Heyecan
  • Şaşırma
  • Değerli hissetme
  • İç ısınması
  • Yaşadığını hissetme
  • Yapıcı bir etki hissi
  • Tüylerin diken diken olması
  • Aynen karşılık verme
  • Hoşa gitme
  • Motivasyon
  • Ne iş güç, ne gam, ne keder!

Evet ne bekliyorsunuz

Hemen yanınızdaki iş arkadaşınızla başlayın! Ona onu sevdiğinizi ve onunla iş yapmaktan duyduğunuz memnuniyeti söyleyin.