İş yerinizde: en çok sevilenin kim olduğu sorusuna yapılan oylamada en çok oy alan üç kişinin arasında mı, hiç oy alamayanın yanında mı bulunuyorsunuz? “Bir insanın hayattaki başarısı, cenazesinde yürüyenlerin sayısı ile ölçülür.“ sözü aslında iş hayatındaki bir gerçeği de ortaya koyuyor.

Günün en az sekiz saatini beraber geçirdiğiniz iş arkadaşlarını tanımamanız olanaksızdır. Sabah, akşam onlarla beraber aynı ortamı paylaşıyorsunuz. İş arkadaşlarınızla iyi geçinmeniz ve kendinizi onlara sevdirmeniz iş ortamını çok daha iyi bir hale getirmez mi? Hatta daha başarılı olmanızı sağlamaz mı?

İş hayatınızın ilk gününde yakınlık görmediğiniz kişilere gücenebilir, günün sonunda onların garip olduklarını düşünebilirsiniz. Sonra da onlarla ilgili hikâyeler anlatarak sevimsizliklerini paylaşabilirsiniz. Oysa onlar da sizin için aynı şeyi düşünüyor olabilir.

Ben profesyonelim, özgürüm, bağımsız hareket eder işimi yaparım diyebilirsiniz. Ama bu düşünce ne yazık ki sizi ileriye götürmez. Çünkü bu durum sizin başkalarıyla dost olup birlikte yaşayamayacak bir hale getirir. Eğer işiniz denizin ortasında 6 ayda uğranan bir adada değilse, insanların içinde insanlardan uzak kalmanız imkânsızdır.

Bazı insanlar, kalabalık kurumlarda çalıştığı halde yapayalnızmış gibi hareket ederler. Yabancı biri yanlarına yaklaşınca yerin yarılıp kendilerini yutmalarını isterler. Böyle insanlar yıllarca çalışsalar da tek bir dost bile kazanamazlar. Sizce de bu durum yanlış değil mi?

İnsanlar birbirleri içindir, insan sosyaldir. At, kedi, köpek gibi hayvanlar dost edinmek de yeterli değildir. Dostsuz insanlar eleştirilecek değil tam tersine acınacak insanlardır; çünkü onlar gerçekte sıkılgandırlar.

Sıkılganlık zordur; ancak kontrol altına alınabilir. Gerçek şu ki sıkılganlık bir kişi için aslında eziyettir ve söylenmesi gerekli sözü zamanında söyleyememek, yapılması gereken şeyi yapamamaktır. İş dünyasında da sıkça başımıza gelir. Sıkılganlık insanın üstün niteliklerini örter, geri adım attırır. Zihni soğutur ve bunun sonucunda da dil donar, konuşulamaz ve verimsizleşirsiniz. Eğer böyle bir durumunuz varsa mutlaka bu yönünüzü geliştirin.

Bir diğer durum da kişilerin kendini diğerlerinden üstün görmesidir. Hatta bu durum sıkılganlıktan daha da kötüdür ve düşman kazandırır. İşe yerinizde diğerlerini küçük görerek kendinizi üstün saymanız son derece yanlış ve tehlikelidir. Üstün bile olsanız bu şekilde davranmanız haksızlıktır; çünkü nefret edilen biri olup, dostsuz kaldığınız gibi iş hayatının da çirkinleşmesine neden olursunuz.

Oysa içimizdeki nefretleri ve düşmanlıkları değil, sevgileri ve dostlukları geliştirmeliyiz. Başkalarının hatalarını görmektense, iyi taraflarını görmeye çalışmalıyız. Çalışma arkadaşlarınızı takdir edip beğenmeniz, onları kıskanmanızdan çok daha iyi sonuçlar doğurmaz mı? Kıskançlığa gerek var mı?

Evet yaşadığımız dünyada haksızlıklar çok. Düzelmesi gereken de birçok şey de var. Bunları düzeltmenin yolu kıskançlık ve düşmanlık hislerini körüklemek değil tam tersine anlaşma ruhunu güçlendirmektir. Kıskançlık ve düşmanlığa dayanan her şeyden sakınmalıyız, sevgiye yer açmalıyız.

Çalışma arkadaşınızı ne kıskanın ne de küçümseyin. Onların dış dünyalarını değil iç dünyalarını keşfe çıkın. Gözlerinizdeki siyah gözlüğü çıkararak iyi kalpli ve dürüst insanları görmeye çalışın. İzlediğiniz filmlerdeki kişilere hayran olmaktansa, iş arkadaşlarınızı sevin ve anlayın?

Çalışma arkadaşlarınızı inceleyin, onları tanıyın, çünkü tanıdıkça severiz, tanımadığımız bilmediğimiz şeye uzak ve düşman kalırız. Onların eğlencelerine, gezilerine, oyunlarına katılarak sosyal ilişkiler kurun.

İletişimi ve güzel konuşmayı öğrenin. Bunu kitaplar ve üniversitelerden değil deneyimlerinizden öğrenirsiniz. Unutmayın, dünyaya söz hâkimdir. Kendi sesinizi işitmekten korkmayın. İş hayatında sözün çok büyük önemi vardır. Sözü ustalıkla kullanan kişi ayrıcalık ve üstünlük kazanır.

Başarılı iş hayatının en önemli etkenlerinden birisi dost kazanmaktır. Bu da ancak sevgiyle olur. İnsanlar dost kazanmanın değerini yaşlandıklarında anlar, ancak iş işten geçmiş olur. “Gençlik bilseydi, ihtiyarlık yapabilseydi.” sözü bu gerçeği fazlasıyla anlatıyor değil mi?

Örneğin hayatımızda pek çok şeyi tavsiye ile kazanırız. Kendi gücümüz ve karakterimiz yeterli değildir. Başarı, başkalarının bize verdikleri bir ödüldür, dostlarımızın yardımı ile kazanırız. İnsanların fikirlerine önem verin, dinleyin. Bu fikirler sayesinde alçalır ya da yükseliriz.

Zenginlik ve ün eğer kişinin kişiliği gelişmemişse, öz benlik olgunlaşmamışsa nasıl yaşanıyor görüyorsunuz değil mi? Gazetelerde okuyorsunuz. Severken, elbette kırgınlık ve sarsıntılar yaşayacaksınız, ama bunlar sizi korkutmasın, insanları sevmeye ve dost kazanmaya devam edin; çünkü dost, sizi sizden kurtarandır.