21’inci yüzyılda artık iş organizasyonlarına makineler gözüyle bakamıyoruz. Duygusal zeka, duyguların farkına varılması, başkalarını anlamak motivasyon için en önemli unsurlardan birisi. Bu nedenle de yönetimde uzun süreli başarı için duyguların yönetimi hayati bir öneme sahip. Bu kitapta sevgi şirketi olarak tanımlanan şirketlerin aynı zamanda duygusal zekası yüksek şirketlerden olmaları da rastlantı değil.

Araştırmacılar duyguların yönetiminin dolaylı olarak rekabet avantajı sağladığını ortaya koyuyorlar. Bunun nedeni ise şöyle açıklanıyor: “Duygusal zeka; liderlik, pozitif ve sürdürülebilir stratejik değişim için gereklidir.”

Yatırımcılar da bu tür şirketlere daha fazla önem veriyorlar. Duygusal zekâsı yüksek liderlerin yönettiği şirketlerin sosyal olaylara daha fazla duyarlı olması da doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Tüketiciler de yapılan anketlerde çevreye duyarlı olan şirketlere olan tutumun daha olumlu olduğu ortaya çıkarılmış. Sosyal farkındalığı olmayan şirketlerin önümüzdeki dönemde pazarda daha fazla zorlanacağı bir gerçek.