Hepimiz işimize mutlu olmak umuduyla başlarız. Başladığımızda bu işin farklı olacağına, değişikliğin iyi geleceğine inanırız. Ama hikâyenin gerisini de hepimiz biliriz. Kurumsal hayatta çalışanların çoğu mutlu olmak bir yana en iyimser haliyle yalnızca mutsuz değildir. Sürekli bir rutin içinde çalışmakla geçer ömürler.

Oysa mutsuz olmamakla mutlu olmak arasında büyük fark vardır. Çevresinde pek fazla örneğini göremediği için çoğu insan aslında mutlu bir iş hayatının olmadığına inanmayı seçer. Oysa neye inanırsak onu yaşarız. Mutluluğun sorumlusu ve kaynağı biziz. Çalıştığımız işin bizi mutlu edeceği beklentisiyle mutlu olmayı başaramadık. Bu olanaksız! İş hayatını değiştiremeyiz.

Değiştirme gücüne sahip olduğumuz tek bir kişi var, o da kendimiz. İşinizle ilgili sürekli “eğer şöyle olsaydı mutlu olurdum” diye düşündüğünüz oluyor mu? Bu şekilde düşünmek sizi beklenti içine sokar. Mutlu olmak için beklemek de bizi mutluluğa götürmez. Peki, işimizde nasıl mutlu olabiliriz; tabii ki önce kendi içimizde olarak mutlu olarak.

‘’Mutluluk parfüm gibidir, kendine bulaştırmadan başkalarına da veremezsin”

“Özdemir Asaf

Mutsuz olmak için bin bir yol varken, işimizde mutlu olmanın tek bir yolu var, o da işimizi sevmek. Sevilmekle ve çok para kazanmakla değil işimizi sevmekle mutlu olunur. İşinizi sevebilme yeteneğine sahip olduğunuz kadar mutlu olursunuz. Bu durumda olumlu düşünceler sizi güçlendirir.

Peki, sevme yeteneğimizi geliştirmek için ne yapmalıyız? Bunun için önce sizi işinizi sevmekten ayıran duygularla yüzleşmelisiniz. İş yerinizde geçmişte ya da şimdi bazı kişilere karşı duyduğunuz kırgınlıklardan kurtulun. Çünkü başkalarını suçlu görmek sizi güçsüzleştirir. Bunun için; affedin, unutun ve yolunuza devam edin. Kızgınlık duygunuz; davranışlarınızı ve tepkilerinizi kontrol etmek için bir sinyaldir. Bu duyguyu kendinizi keşfetmek ve iyileştirmek için kullanın.

Hayatınızı ve iş yaşamınızı da kendi istediğiniz gibi şekillendirecek güce sahipsiniz. Hemen şimdi harekete geçin, iş yerinizde sizi incitmek isteyen kişilerden kaçının, sizi besleyen insanlarla olmaya çalışın. Yaşam düşüncelerle yaratılır, sevgiyle dolu bir iş yaşamı yaratmaya odaklanın. Başkalarını suçlamaktan vazgeçin, kendinizi de suçlamayın. İşin tüm sorumluluğunu üstlenin, deneyimlerden öğrenin.

Patronunuzla veya yöneticinizle gerçek bir yakınlaşma için güvenli ortamlar yaratın. Yakınlık duygusunu sürekli canlı tutmak için dikkatli olun. Yöneticinizin veya iş arkadaşlarınızın söylediği her şeyi dikkatle dinleyin ve anlamaya çalışın. Çünkü tüm sözler ve davranışlar sevme ve sevilme isteğinin ifadesidir. Her zaman son sözü söyleyen olmanız gerekmiyor. Kendinizi sevdiğiniz saydığınız sürece kimseye bir şey kanıtlamak zorunda kalmazsınız, hatta kendinize bile.

Kendinize duyduğunuz güvenle yöneticinizin söylediklerini duymaya açık olun, onun ve kendinizin bakış açısına saygı duymayı öğrenin. Hepimizin birbirinden öğreneceği çok şey var değil mi? Tepkisel değil etkisel olabilmek için kendinize güvenin ve bu sayede korkularınızdan arının. Korku ve sevgi aynı çatı altında barınamaz, her fırsatta sevgiyi seçin. Her türlü bağımlılık güçsüzlüğün ifadesidir.

İşinize bağımlı değil ama ona bağlı olun.

Bağımlılığın göstergesi olan işinizi kaybetme korkusundan kurtulun. İdeal bir çalışanda olmasını istediğiniz tüm özelliklere önce kendiniz sahip olun. Kendinizi sürekli geliştirin. Unutmayın, işinizi gerçekten sevebilmek, kendinizi de sevmeyi öğrenmekten geçiyor. Kendinizi sevmek iç güzelliğini ve içsel gücü hayata yansıtabilmektir. İnsan olarak doğanızda yaşam gücünün canlılığıyla dolusunuz. Yeterli ve bir bütünsünüz, sorumlusunuz, güçlü ve sevecensiniz. Zaaflarınızı da sevgiyle aşabilirsiniz. Kendinizle barışın, kendinizi sevin ve saygı duyun.

Hayat bir masal dünyası değildir, bu yüzen sizi hayal kırıklığına uğratan beklentilerden özgürleşin, işinizden tek beklentiniz şu olmalı; Yüreğinizi daha çok açmak ve daha sevecen bir şekilde çalışmayı öğrenmek. Süresine bakmaksızın öğrenmeyi seçtiğiniz tek şey sevmek olsun. Sevgi uygulaması dikkat ve pratik yapmayı gerektirir. Sevecen bir insan olmanın keyfini bir düşünün, bu yalnızca size bağlı, yaşamdaki sevgi sizinle başlıyor.

İşinizde mutluluğun yolu, yaşamın her boyutuna duyduğunuz sevgiden geçiyor. Yaşamda ne kadar sevgi dolu olabiliyorsanız, işiniz içinde de o kadar sevgi dolu olabilirsiniz. Sevginizi artırın, yeni insanları hayatınıza davet edin. Çalışma arkadaşlarınıza gözleriniz her zaman “hoş geldin”, tebessümünüz “seninle dost olmak istiyorum”, yüreğiniz de “seni önemsiyorum” desin.

Her sabah şu soruyla güne başlayabilirsiniz; bu işte, bu toplumda, bu dünya da sevgi için bugün ne yapıyor olurdum? Ve o amaca doğru adım adım yürüyün. Olumsuz düşüncelerle girdiğiniz kurban tutumundan hemen kurtulun, çünkü nasıl düşünüyorsanız öyle yaşarsınız.

Daha fazla öğrenmek için; http://www.hizliegitim.com