İnsan ömrü uzarken şirketlerin ömürleri de giderek kısalıyor. Fortune 500’de yer alan şirketlerin üçte birinin 1983 yılına kadar ortadan kaybolduğu saptanmış. Yine yapılan bu çalışmaya göre Japonya ve Avrupa’da şirketlerin ortalama ömrü 12,5 yıl olarak belirlenmiş. Bir başka çalışmaya göre ise Avrupa’nın büyük ekonomilerinde ortalama şirket ömrü 45 ile 18 yıl arasında değişiyor.

Geçmişle kıyaslandığında şirketlerin ömürlerinin giderek kısaldığı ortaya çıkıyor. Tarihin en büyük 15 iflasından 10’u son 5 yılda gerçekleşti. Dolayısıyla, bugün şirketlerin kurumsal sağlığı hiç olmadığı kadar önem kazanmış durumda. Bu nedenle sevgi artık öne çıkıyor.

Çünkü çevreye katkıda bulunan, çalışanları tarafından sevilen ve tüketicileriyle sadakate dayalı ilişkileri olan şirketler daha sağlıklı oluyor. Bu nedenle güven veren sevgi şirketlerinin uzun ömürlü olma ihtimali de daha yüksek. Tüm bu özeliklerin yanında insancıl kültürleri olan şirketlerle daha uzun süreli ilişkiler yürütülüyor.

Sevgi şirketlerinin liderleri yönetim biçimi olarak “komut ver ve kontrol et” esasına dayanan geleneksel yöntemi reddediyor. Çalışanını dinleyerek, onlarla birlikte “ortak akıl” yürütmek yaklaşımı öne çıkıyor. Bu şirketlerde her kademeden çalışanlar müşteriyi tatmin etmek için kaynak kullanımı konusunda geniş bir yetkiye sahip. Böylelikle çalışanlar bu şirketlere mümkün olan en yüksek seviyede güven duyuyor, en iyi performansı ortaya koyuyor.

Sevgi şirketleri, uyguladıkları farklı pazarlama modelleriyle de etkili bir performans ortaya koyuyor. Örneğin, “sevgi şirketleri” arasında yer alan Starbucks ve Google dünyanın en önemli markaları olarak hiç reklam yapmıyor. Ama buna karşın satış rakamları da çok yüksek.