Pek çok yerde geçtiği gibi tartışmasız insan ruhsal bir varlıktır. Ancak zevk almayı da seviyoruz, dünyamızda pek çok zevk kaynağı da bulunuyor. Oysa dünyamızın yalnızca bunlardan oluşmadığını biliyoruz. Çoğu zaman zevkler arasında gider geliriz. Birini bastırsak diğerine eğilimli oluruz. Aynen sigaradan zevk alan ve bıraktığında yemeye eğilimli olmak gibi. Enerjinin doğal yasası gereği sürekli bir sarkaç gibi eğilimlerimiz hareket eder. Ama zevk olarak adlandırdığımız bu unsurlar daha çok gerginliğimizi rahatlatmak amaçlıdır.

Enerji toplanır, birikir; gerginleşir, ağırlaşırız ve bunu serbest bırakmak isteriz. Zevk, keyif ve eğlence amaçlı pek çok yöntem bir rahatlama sağlar. Ama sonra gerginlik tekrar birikir.

Bu doğrultuda yalnızca zevk alma üzerine kurulu dünyanın bir şeylere bağımlılık üzerine de kurulu olduğunu söyleyebiliriz. Sigara, alkol ve uyuşturucu daha ileri düzeyde zevk ve bağımlılık oluşturan maddelerdir. Dolayısıyla bu tür maddeler çağımız stresli insanının zevk alması, mutluluğa erişmesi için giderek artarak kullandığı unsurlar haline geldi.

Oysa dengeli yaşayan, giderek büyüyen insan için huzur son noktadır. Huzur insanı hafifletir, coşkuyla doldurur. Örneğin cinselliği örnekleyelim. Yalnızca cinsel amaçlı bir ilişki 2 kişiyi kısa bir süre ve yüzeysel olarak birleştirebilir. Ama yaşanan aşk olduğunda bu durum insanı göklere uçurur, oralarda cinsellik neredeyse bir ayrıntı haline gelir.

Zevk bir başka şeye bağlıdır, huzur ise aslında insanın doğasıdır. Koşulsuz karşılıksız sevgiden doğar, coşkulu olmak ve dolu dolu yaşamaktır.

Eğer bunu kavradıysak, bu değişimi işe kolaylıkla aktarabiliriz. Nasıl mı?

İşimizde de huzura odaklanarak rekabeti değil yardımlaşmayı ve evet demeyi getirerek huzura kavuşabiliriz. Bu durum bize kendimizi kimseyle kıyaslamadan yaratıcı olmayı, işimizi ve müşterilerimizi sevmeyi kazandırır. Hırs, öfke, aç gözlülük, kıskançlık ve paragözlük işteki huzurumuzu bozar.

Aslında bu doğal bir süreçtir, işe gireriz, para kazanırız, zevk alırız, zamanla ustalaşır, gelişir ve büyürüz. Doğal bir akış içerisinde odaklandığımız işi öğrenip geliştikçe huzurla yapmaya başlarız. Bu durum yeni bir başlangıçtır. İnsanın kendisini gerçekleştirdiği, keşfettiği olağanüstü keyifli bir yoldur.

Dolayısıyla işimize sevgiyi katmak huzurumuzu sağlayacak en önemli etkenlerden birisidir. Para, ekonomik değerler ve zevk için değil, topluma yararlı, yardım amacıyla anlamlı bir şekilde katılımda olmanın huzurunu yaşamamızı sağlar.