Sevgisini gösterebilen, gerçekten sevebilen kaç kişi tanıyorsunuz? Peki siz? Gerçekten sevebiliyor musunuz? Bu soru ilk başta garip gelebilir ama yine de üzerinde biraz düşünelim.

Sevgi, herhangi birinin kolayca besleyebileceği bir duygu değildir. İnsan, kişiliğini her yönden geliştirmeye çalışmadıkça sevme yeteneğini de geliştiremez. Sevgisini gösteremeyen kişi, sevgi almayı da bilemez. Ama sevmek, öğrenilen bir duygudur. Ve sevgi, ihtiyaçlarınızı karşılayanlara duyduğunuz sempati değildir. Sevebilmek ve sevilebilmek için alçakgönüllülük, cesaret, inanç ve disiplin gerekir.

Evet, sevmek de üzerinde çalışılarak, odaklanılarak geliştirilen bir sanattır. Bunun için aynen bir sanat dalında olduğu gibi, sevmeyi de öğrenmeniz ve ustalaşmanız gerekir.

Annemiz, babamız, kardeşlerimiz veya evcil hayvanlarımızla sevgiyi tanımaya başlarız. Sonra da, hayatımızın büyük bir bölümünü çocukluktaki bu sevgiyi bulmak için harcarız. Bazılarımız iş kurarak, mevki ve güç sahibi olmaya çalışarak, bazılarımız da her şeyi şansa bırakarak, günün birinde sevginin bizi bulacağına inanırız.

Sevgiyi bulmak için farklı yollar izleriz. Örneğin erkekler, daha zengin, daha yakışıklı, daha güçlü olmanın yollarını, kadınlar da daha güzel, daha alımlı, daha bakımlı olmanın yollarını arayabilir.

Aslında bunlar sevmekten çok sevilmeye yönelik eylemlerdir. Oysa sevgi vermeden alınamaz. Çoğumuz mutluluğu tüketerek yakalamaya çalışıyoruz. Her şeyin daha yenisini, daha iyisini, daha pahalısını edinmek geçici bir mutluluk sağlıyor ve bu çarkın sürekli dönmesi için daha fazla çalışmak, daha fazla üretmek gerekiyor. Kendimize ayırdığımız zaman da giderek azalıyor. Durup düşünmeye zaman bulamıyoruz.

Sevmeyi bilmediğimiz için ilişkilerimizde, işimizde başarısız oluyoruz. Çünkü yalnızlığımızdan kaçmak için bunlara yönelmiş olabiliriz. Bu yüzden işe, kendimizi iyice tanıyarak başlamalıyız. İyi yönlerimiz ve eksik taraflarımız neler? Kendimize karşı dürüst olmalıyız. Kendimizi ne kadar iyi tanırsak, karşımızdaki kişiyi de ancak o kadar iyi tanıyabiliriz.

Yalnızlığınızla yüzleşmekten kaçınmayın. Yalnızlığınızı, yaratıcılığınızı geliştirmek ve kendinizi daha iyi tanımak için değerlendirin. Benmerkezci olmayın. Hayatta her durumda başkalarının varlığına ve ihtiyaçlarına saygı duymalısınız. İlişkilerinizi yalnızca almak ve tüketmek üzerine kurmayın. Almaktan çok vermeye odaklanın. “Ne kadar alırsam o kadar veririm” düşüncesinden mutlaka kurtulun.

Sevgi maddi anlamda bir alışveriş veya ticaret malzemesi değildir. Yüzeysel bir ilişkide insanlar birbirine hep yabancı kalır. Ancak birbirinizi tanıyarak, daha derin paylaşımlarda bulunarak yalnızlığınızdan kurtulmaya başlayabilirsiniz.

Üretken olun. Hayatınızın tüm alanlarında üretken olmanız, sevginin de üretken olmasını sağlar. Bir insan ancak aklını geliştirerek ilerleyebilir. Dinlemeyi öğrenin. Sevgiye yoğunlaşmak için önce kendinizle baş başa kalmayı öğrenmelisiniz. Kendinize yoğunlaşın, gerekirse düzenli egzersiz yaparak bu yeteneğinizi mutlaka geliştirin. Ancak bunu başarabilirseniz, insanlara ve olaylara gerçekten yoğunlaşmayı öğrenebilirsiniz.

Hızla elde edip, hızla tüketerek sevmeyi öğrenemezsiniz. Her zaman sevginize inanın. Çünkü sevmek için emek harcıyoruz. Sevginize olan inancınız onu güvenilir de kılar.

Alçakgönüllü olun, unutmayın, insanlara, hayvanlara ya da kavramlara neye olursa olsun verdiğiniz sevgi kadar mutlu olursunuz.

Ve Can Yücel’in dediği gibi; “Sevdiklerin kadar iyisin, nefret ettiklerin kadar kötü.”