Her birimiz için, ister ilişki içerisinde olalım, ister ekip, aile, organizasyon, toplum ve ekonomi içinde olalım, ortak olan çok önemli bir kavram vardır. Bu öyle bir şeydir ki, eğer ortadan kalkarsa, en güçlü hükümeti, en başarılı şirketi, en parlak ekonomiyi, en etkili liderliği, en iyi arkadaşlığı veya en derin aşkı yok edebilir.

Diğer yandan, eğer geliştirilerek yükseltilirse, yaşamın her boyutunda benzersiz bir başarı ve bolluk yaratma potansiyeli vardır. Ama buna rağmen en az anlaşılan, en çok ihmal edilen ve zamanımızın en hafife alınan kavramıdır.

Evet, bu şey, bence güvendir.

Güven bizi her gün etkiler. O, her ilişkinin, her iletişimin ve her projenin kalitesini etkiler. Hem kişisel, hem de profesyonel yaşantımızda, yaşanan ve yaşanacakların yönünü değiştir ve sonuçları etkiler. Güven sahip olduğunuz ya da olmadığınız hayali bir özellik değil, tam tersine, mümkün olabileceğini düşündüğünüzden çok daha hızlı yaratabileceğiniz, somut ve yararlı bir değerdir.

Ve genel görüşün aksine, güven, onu yaratmakta giderek ustalaşabileceğiniz bir şeydir!

O zaman güven nedir?

Güvenin karşıtı – güvensizlik – şüphedir. İnsanlara güvendiğinizde, onların samimiyetinden ve yeteneklerinden eminsinizdir. İnsanlara güvenmediğinizde ise, onların samimiyetinden, gündemlerinden ve yeteneklerinden şüphe duyarsınız. Bu kadar basittir. Hepimiz, güven üzerine kurulu olan ve olmayan ilişkileri deneyimlemişizdir. Bu deneyimler bize, aradaki farkın küçük olmadığını, tam tersine çok büyük olduğunu açıkça gösterir.

Şimdi yüksek güvene dayalı bir ilişkinizi düşünün. Bu ilişki neye benziyor? Neler hissediyorsunuz? Ne kadar iyi iletişim kuruyorsunuz? İşler ne kadar hızlı yürüyor? Bu ilişkiden ne kadar keyif alıyorsunuz?

Bir de, düşük güven ilişkisi yaşadığınız birini düşünün. İlişki neye benziyor? Neler hissediyorsunuz? İletişiminiz nasıl? Hızlı ve akıcı mı, yoksa kendinizi sürekli mayın tarlasında yürüyor ve yanlış anlaşılıyor gibi mi hissediyorsunuz? Birlikte rahat ediyor ve sorunları hızla hallediyor musunuz, yoksa sonunda uzlaşmaya varmak aşırı enerji ve zaman mı gerektiriyor? Bu ilişkiden keyif alıyor musunuz, yoksa onu karmaşık ve külfetli mi buluyorsunuz?

Gördüğünüz gibi yüksek ve düşük güvene dayalı ilişkiler arasındaki fark son derece belirgindir!

İletişimi ele alalım. Yüksek güvene dayalı bir ilişkide, yanlış şeyler söyleseniz dahi karşınızdaki ne demek istediğinizi anlar. Düşük güvene dayalı ilişkide ise son derece ölçülü ve hesaplı konuşsanız da karşınızdaki sizi yine de yanlış anlayacaktır. Yaşamınızdaki özel ya da profesyonel ilişkilerdeki güveni arttırmanızın sağlayacağı farkı hayal edebiliyor musunuz?

Evet, bütün ilişkiler, güvene dayalı olarak kurulup, onun sayesinde ayakta kalır. Bu ilişkiler, güven eksikliğine bağlı olarak da, parçalanıp dağılabilirler. Güvenin var olmadığı herhangi bir anlamlı ilişki düşünmeye çalışın. Aslında kötü ilişkinin en gerçek tanımı, güven düzeyinin düşük olması gerçeğidir.

Bu yüzden düşük güven düzeyine sahip olan ilişkilerinizin ya güven düzeyini artırmaya çabalayın, ya da buna yeterince çabalayıp yine de yapamıyorsanız sürdürmeyi bırakın.