Hepimiz doğduk, büyüyoruz ve yaşıyoruz. Bir zaman sonra da yaşamdan gideceğiz. Peki, bu arada geçen zaman nasıl geçiyor acaba diye düşünüyor muyuz? Hepimiz farkında olarak ya da olmayarak değişiyoruz. Çevremize ve zamana ayak uyduruyoruz. Bu arada da gelişiyoruz.

Bundan yıllar önce anneme sormuştum, seneler geçiyor, İstanbul’dan bir türlü ev alamadık diye. Ama annem benim iki evim var zaten, o da siz çocuklarımsınız demişti. Aslında yatırım denince hep ilk akla gelen parasal yatırımlardır. Oysa buradaki vurgu çok farklıydı, insana yapılan yatırımdan söz ediyordu annem, para kazanıp ona ev almamı kast etmiyordu :).

Örneğin yabancı dil öğrenme ile ilgili meşhur klasik söylemi burada tekrarlayalım;
İki dil bilen, iki dil konuşan insan olur,
Üç dil bilen, üç dil konuşan insan olur,
Dört bilen, dört dil konuşan insan olur,
Ama tek dil bilen Amerikalı ’dır :).
Veya Fransızlar gibi ‘’Ben onların dilini öğreneceğime onlar benim dilimi öğrensin’’ mantığı da yürütülebiliyor, hatta bunu ülkemizde yapan yakın çevremde bulunan yöneticiler ve iş adamları bile var bizde de. Boşuna dememiş büyüklerimiz, ‘’Bir lisan, bir insan.’’

Niye insana, kendimize yatırım yapıyoruz? Günümüzün değişen ihtiyaçları getiriyor bunları hayatımıza. Bir işe girebilmek için artık yalnızca İngilizce ve bilgisayar kullanmayı bilmek veya üniversite mezunu olmak yeterli gelmiyor. Çok iyi İngilizce ’nin yanı sıra bir yabancı dil daha bilenler, bilinen bilgisayar yazılımlarının dışında, farklı ve yeni yazılımları bilenler, çok gezmiş ve çok görmüş olanlar, farklı derneklerle / vakıflarla çalışmış olanlar ya da çalışanlar.

Hatta kendi deneyimimce iPad’i iş amaçlı çok iyi kullananlar :). Yeri gelmişken burada Apple reklamı yapmaya çalışmıyorum, ama iPad ’i iş amaçlı yazılımlarla donattığınızda gerçekten veriminizi inanılmaz artırabiliyorsunuz. İşte iPad kullanımına başka bir yazıda değineceğim.

Bu kişiler iş açısından da, gerekliyse, daha iyi yerlere gelebiliyor, daha iyi ücretlerle çalışabiliyorlar. Ya da kimi zaman bu kişiler kendi işlerini kurup çok daha başarılı olabiliyorlar.

Bu yüzden farklı alanlarda da kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Diğer bir deyimle kalabalıktan sıyrılıp, kendimizi gösterebilmemiz önemli. Her yıl binlerce öğrenci mezun oluyor. İyi üniversitelerde okumanın dışında kendini geliştirebilenler ilerleyebiliyor. Diploma, insanı bir yere kadar götürebiliyor. Bu yüzden ben kişileri işe alırken diplomaya asla bakmam. Eğitim sistemine ve eğitim kurumlarına değil kişinin kendisine bakarım.

On yıl öncesine kadar durum farklıydı ama değişiyor her şey. Kendimizi daha çok geliştiriyoruz. Katılımcı sayısı arttıkça eğitimlerin sayısı ve çeşidi de artıyor. Yalnız kişisel gelişim dersleriyle sınırlı değil; hayatın pek çok alanında, çok farklı şekillerde yapılabiliyor. Dans kursları, fotoğrafçılık, ebru atölyeleri, nefes alma teknik eğitimleri, yoga, meditasyon, dil kursları, sivil toplum kuruluşları… Bunlar artık hep seçeneklerimiz oldu. Örneğin http://www.hizliegitim.com a girip yüzlerce eğitimi tek kuruş para ödemeden e-learning (e-öğrenme) ile alabiliyorsunuz.

Şimdi iki alternatifimiz var. Biri geriye dönüp eski hayatımıza deva etmek. Ne yapıyorsak onu sürdürmek. Diğeri ise en iyi ve en garantili yatırımı düşünüp kendimize yatırım yapmak.

Ayrıca şunu da iletiyorum ki: Kendine yatırım yapan, kendini geliştiren insanlar iş hayatında her zaman diğer insanlardan çok daha mutlu ve huzurlu oluyorlar.
Haydi ne duruyorsunuz, şimdi reklam yapıyorum; http://www.hizliegitim.com a üye olmakla işe başlayın :).