Zekânın farklı türlerini hepimiz duyduk. Şimdi bir de parasal zeka nereden çıktı diyeceksiniz. Sizce para kazanabilmek bir yetenek midir?

Kesinlikle evet, çünkü sahip olduğu yeteneği kullanmadan para kazanan hiç kimse yok. Örneğin bir doktor diploması olduğu için değil teşhis koyup tedavi etme becerisi olduğu için para kazanır. Bir mimar diploması için değil proje çizimi ve uygulaması yapabildiği için para kazanır. İnsanların diplomalarına değil yeteneklerine para ödenir. Diploma sadece kişinin yeteneğe sahip olduğunu kanıtlamak için kullanılan bir araçtır ve bence çok da büyük bir önemi yoktur.

Hatta yıllar önce çok etkileyici bir film izlemiştim. Küçük bir kasabada kimsesiz çocukların da barındığı bir klinikte doktorun yardımcısı bir çocuk vardı. Yıllar geçtikçe çocuk diğer doktorun yanında ameliyatlar yapmaya bile başlamıştı. Sonra bir gün doktor ölünce çocuk çevrenin katkısı ve desteğiyle o doktorun yerine geçmiş, kliniği başarıyla yaşatmaya devam etmişti, tamamen deneyime dayalı medikal bilgiyle. Sonra durum ortaya çıktığında olanları düşünün, nasıl bir ikilem yaşandığını, gerisini anlatmıyorum filmi mutlaka izleyin :). Konumuza dönelim hemen.

Bu anlamda para kazanabilmek, parayı yönetebilmek de başlı başına bir yetenektir. Para kazanma yeteneği bilgiyle değil uygulamayla gelişir. Bir klişeyi yine tekrarlayalım, artık bilgiye ulaşmak bugün çok kolay. Ama asıl olan bilgiyi uygulamaya geçirmek. Kırmızı ışıkta geçilmemesi gerektiğini bilmeyen neredeyse yoktur. Ama kırmızı ışıkta geçen birçok kişi var, bazen bende :).

Yatırımın evrensel yasalarından, kişisel bütçe tekniklerinden, zenginleşme istatistiklerinden, dünyadaki zengin insanların parayı kullanma alışkanlıklarından kaçımız haberdar. Borçlarınızdan kurtulma, zengin olmanın matematiği, çocuklarınıza zenginliğin kurallarını miras bırakma gibi teknikleri kaçımız biliyor. Kaç paranız olursa olsun paranızı daha iyi nasıl kullanmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Benjamin Franklin, John Davison Rockefeller, Henry Ford, Sam Walton, John Pierpont Morgen, Warren Buffet, Bill Gates, Paul Getty, Aristotle Onassis, Walt Disney, Soichiro Honda, Donald Trump, Conrad Nicholson Hilton, ülkemizden Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Nejat Eczacıbaşı, bu zengin ve başarılı kişilerin yaşam öykülerini biliyor musunuz?

Bu kişilerin yaşam öykülerinin her birinde dünyanın en zengin bu kişilerini diğer insanlardan ayıran birçok temel özellik var: Sahip oldukları sermayeyi en etkili şekilde değerlendirmek. Burada sermaye derken sadece parayı değil, zaman ve bilgiyi vurguluyorum. Bu kişilerin en önemli özeliklerinden biri de bilgiye verdikleri önemdi.

Amerika’da dolar milyonerleri üzerinde yapılmış olan bir doktora tezi var. ‘’The Milionaire Next Door’’ adıyla yayımlanmış. Bu araştırma dolar milyonerlerinin en belirgin yedi özelliğini şöyle toplamış:

  • Olanaklarının altında yaşıyorlar.
  • Paralarını, zamanlarını ve enerjilerini zenginlik üretecek şekilde kullanıyorlar.
  • Finansal özgürlüğün, yüksek sosyal statü gösterisi yapmaktan daha önemli olduğunu düşünüyorlar.
  • Anne babaları ekonomik olarak onlara koyucu bir yaklaşım göstermemiş.
  • Yetişkin çocukları, ekonomik olarak kendi ayakları üstünde durabiliyor.
  • Pazar fırsatlarını yakalamada iyiler.
  • Kendileri için uygun bir mesleği seçiyorlar, ama meslekleri ile milyonerlikleri arasında bir ilişki de yok.

Yani sıradan insanlar kazandıklarını harcıyor. Tasarrufa ve yatırıma para ayırmıyorlar. Dolar milyonerleri ise kazandıklarını önce yatırıma ve tasarrufa ayırdıktan sonra kalanı harcamalara ayırıyorlar. Lüks giderleri karşılamak içinse kazandıklarını değil, yalnızca yatırımların getirilerini kullanıyorlar.

Peki, biz genellikle ülkemizde ne yapıyoruz? Gösterişe ve eğlenceye Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerine göre daha düşkünüz. Bu da ihtiyacımızdan fazlasına sahip olmamıza neden oluyor. Örneğin otomobil için 20.000 TL bütçesi olan birisi ülkemizde o bütçeyi aşıp 40.000 TL değerinde bir araca binebiliyor. Aynı şey gayrimenkul için de geçerli.

Bu yüzden diyorum ki, borcunuz varsa zenginleşemezsiniz. Size borç verenleri zenginleştirirsiniz. Marifet, bütçe dâhilinde hareket etmekte.

Peki, tasarruf etmek istiyorsanız ne yapmalısınız? İlk ödemeyi kendinize yapmalısınız. Çünkü tasarruf edebilmenin birinci ve en önemli kuralı budur. Genelde herkes maaşını aldıktan sonra önce faturaları, kirayı, çocukların okul taksitlerini vb. öder. Oysa o parayı kişinin kendisi kazandı ve ilk ödemeyi yapması gereken de kendisidir. Faturaları ödemesin demiyorum, ama tasarruf edeceği miktarı önce kenara koymazsa, genelde ay sonuna tasarruf edilecek pek bir şey kalmaz.

Ama bu o kadar kolay değil tabii ki, peki, nasıl yapmalısınız? Önce bütçe ve planlama yapmayı öğrenip bunu alışkanlık haline getireceksiniz; www.paraliz.online tam size göre.

Bu kategorideki diğer yazılarımı da okuyabilirsiniz.

Sevgilerimle.