İnanılmaz bir bilgi çağındayız, her yer ekran, bilginin görsel aktarımı da inanılmaz boyutlara geldi. Artık internet ve TV yaşanan gelişmeleri çok fazla görsel ağırlıkta aktarabiliyor. Eskiden radyolarda dinlerdik, ama şimdi bu görsel aktarımla birlikte savaş, açlık ve şiddeti çocuklarımız daha canlı izliyor. Son derece olumsuz etkilendiğimiz bu görüntülerin etkilerinden çocuklarımızı nasıl koruyacağız?

Artık koruyamayız. Çünkü bu durum bence kaçınılmaz bir hale geldi. Bu yüzden de onları dayanıklı ve güçlü bir şekilde yetiştirmek zorundayız. Dayanıklı ve güçlü olmak nedir? Zorluklar, haksızlıklar, hayal kırıklıkları ve üzüntüler karşısında olumlu bir şekilde düşünebilmek, ayakta durabilmek ve yaşama devam edebilmektir. Burada beni çok etkileyen “300” filmindeki erkek çocuklarla ilgili sahneyi vurgulamadan geçemeyeceğim. Filmin başında doğar doğmaz zayıf olan erkek çocuklar uçurumdan aşağıya atılıyordu, zayıflığa ve yumuşaklığa o toplumda asla yer yoktu. Bu kadar da duygusuz bir dayanıklılıktan söz etmiyoruz tabii.

Benim çocukların yaşamına baktığım zaman aslında ciddi zorluklar yaşadıklarını gözlüyorum. Örneğin zaman zaman arkadaş grupları tarafından dışlanmayı yaşıyorlar. Eve misafir geliyor, iki oğlan bir araya geliyor amanın kız dışarıda veya tam tersi. Aynı durum çok fazla gözleyemesek de eminim okulda da zaman zaman başlarına geliyordur. Kardeş kavgalarında bazen birbirlerine ne kadar acımasız sözler söyleyebildiklerini de gözlüyorum. Yine de saf sevgi varlıkları olarak geldiklerine inanıyorum, zamanla bir şekilde özlerini bence bozuyoruz.

Ama yine de kardeş kavgalarıyla büyüyen çocukların daha güçlü olduğuna inanırım. Yaşam mücadelesi daha paylaşma sorunlarıyla evin içerisinde başlıyor, onları doğal olarak güçlü bir hale getiriyor. Hatta zorlu okullarda yetişen çocukların da güçlü olacağına inanıyorum. Bu nedenle de devlet okullarını çok severim, her türlü zorluk, kontrollü özel okullara göre çok daha iyi yaşanır :).

Şimdi güçlü ve dayanıklı çocuğun belirtilerini sıralayalım. Öncelikle arkadaşları tarafından dışlanmak vb. acımasız gerçekler karşısında çocuğun ne yaptığı çok önemli. Dayanıklı çocukların sorunlarla baş edebilme becerileri daha gelişmiş durumda. Problem çözme, seçenek üretme gibi beceriler gösterebiliyorlar. Dayanıklı çocuklar sorunları kişiselleştirmiyor, olumsuz düşüncelere saplanmıyor ve durumu analiz edebiliyor. Herhangi bir sıkıntı yaşayan güçlü çocuğumuz kendisinin ne kadar beceriksiz biri olduğuna inanmıyor, bunları söylemiyor (ara sıra başıma gelir de :)). Ama kişisel deneyimime göre bunu söyleyebilen bir çocuğunuz varsa korkmayın, en azından sorunu görebilir ve üzerine gidebilirsiniz. Ama ya bunları düşünüp te söylemeyen bir çocuğunuz varsa, o zaman yandınız!

Güçlü ve dayanıklı çocuklar yetiştirmek için neler yapmak gerek?

Bir kere bu iş aile ortamında öğreniliyor. Her çocuk sizi, ailesini gözler ve taklit eder. Bu yüzden sizin de sorunlara yaklaşımız önemli, panikliyor musunuz yoksa sakinliğinizi koruyarak çözümlere mi odaklanıyorsunuz?

Ona karşı tutumunuz nasıl? Neyi yapmaya gücünün olup olmadığına siz mi yoksa o mu karar veriyor? Sınavdan zayıf notla eve üzgün geldiğinde “Bu durum başarısız olduğunu göstermez, bu sınavda işlerin pekiyi gitmediğini gösterir” diyerek bir sonraki sınavda başarılı olabileceğine dair inancını canlı tutabiliyor musunuz? Özetle çocuğunuza verdiğiniz tepkiler onların kendi yeterlilikleri hakkında varacakları kanaati de etkiliyor.

Günümüzdeki en önemli sorun bence çocuklara kurulmaya çalışılan fanus yaşamlar. Aman çocuğum üzülmesin klasiği. Yine aklıma geldi, yeni bir filmden örnek vermek istiyorum. Üç Silahşörler filminin başında artık sana öğretecek bir şeyim kalmadı diyen babası Dartanyan’a aynen şunu söylüyordu; “Son bir nasihat daha. – Biliyorum, biliyorum. Belaya falan bulaşma. – Yanlış, belaya bulaş! Hatalar yap. Dövüş, sev, yaşa. Şimdi git.” Acaba günümüzde hangi baba ergen çocuğuna böyle sözler söyler :).

Biz ne yapıyoruz, çocuğumuzun sorunlarla karşılaşmaması için çabalıyoruz, karşılaşınca da çözüm arayışına yine biz giriyoruz. Balığı kılçıklarını ayıklayarak çocuklarımızın önüne ne kadar koyarsak, balık yemeyi de o kadar geç öğrenirler. Bu arada ben halen ayıklarım, bari az yiyorlar, motivasyonu bozmayalım diye :).

Hele onları olumsuz duygularla tanıştırmaktan nasıl da kaçınıyoruz. Onlara üzüntü, hayal kırıklığı, isteğinin olmaması gibi duyguları yaşatmaktan kaçınıyoruz. Oysa onların bu duygulara karşı dayanıklı olabilmesi için bu duyguları tanıyor ve baş edebilme becerisi geliştiriyor olması önemli. Bu yüzden kendi başınıza gelen veya onların yaşadıkları olumsuz duyguları sonuna kadar konuşun. Ne kadar konuşulursa bu duygular da o kadar tanıdık hale gelir, sohbet ve yakınlaşma da olur. Akşam yemekleri de bunun için harika bir zamandır.

Peki nasıl cesaretlendireceğiz? Cesaretini kırmayalım yeter. Çünkü cesaret bir kere kırılırsa, artık yapabileceğine inandırmak çok zor oluyor. Sonrasında yaşayacakları acaba yapabilir miyim kaygıları, öz güven eksikliği gibi sorunlar çocukluk dönemindeki cesaret kırıcı davranışlara dayanabiliyor. Aşırı cesaretlendirme de riskli, benim gibi kızı kayağa zorlayan bir baba olursanız, sonra ayağının kırılması gibi sorunlar da başınıza gelebilir :). Ama dersimizi aldık, cesaretlendirme ayarını ağır bir deneyimle de olsa öğrendik.

Özetle çocuğunuzun doğuştan güçlü olduğuna inanın. Onları sürekli takip ettiğiniz hissini vermemeye çalışın, edeceğiz tabii ki ama nasıl? Çok da çaktırmadan :). Bizden yardım isterse rehberlik edelim, istememişse bırakalım kendi başına halletsin. Aksi halde kendi gücünü ortaya çıkaramaz, sorun çözme becerisi de gelişmez.

Kendi hayatınızı zorluklarınızı onlarla paylaşın, öyle inanılmaz ve basit çözüm önerileri getiriyorlar ki şaşarsınız. Yine bir filmden güzel bir örnek; Star Wars serilerinden birisinde usta Yoda çocuklara eğitim verirken yanına gelen bir Jedi ustasının aktardığı soruna çocuklarla çözüm bulmuş, çocukların zihninin nasıl çalıştığını birkaç cümle ile anlatmıştı, çok keyifliydi mutlaka o sahneyi bulup izleyin. Kendi zorluklarınızı da onunla paylaşırsanız, böylece başkalarının da kendisi gibi sorunlar yaşadığını görür, rahatlar. Bir de hatalı ve beceriksiz olduğu konularda yaşadıkları zorlukları gülmeden ciddiye alarak karşılamak gerekiyor. Bunu da becerebilirsek dayanıklılığını desteklemiş oluruz :).

Bu yazı neden özetlendi? Çünkü son zamanlarda teknoloji bağımlısı, hayır denemeyen, iletişim becerileri zayıf ve güçsüz pek çok çocuk görüyorum. Ve bir o kadar da “çocuk erkil” aile var. Gelecekte ne olacağız kaygısıyla özetlendi ve burada sunuldu.