Artık kesin olan bir şey varsa, o da iyi yöneticiliğin, liderlik veya hadi genelleyelim iyi bir insan olmanın içeriden dışarıya gerçek­leştiği. Peki, bu içeride olan biten şeyler nedir, bunlar nereden geliyorlar, nasıl oluşuyorlar?

İçeride olan biten şeylere değerler diyoruz. Ve bunlar, yani değerler davranışlarımızın da nedenini oluşturuyor. İşte bu yüzden de çok önemli. Şimdi mutlu olmaya başlıyoruz;

1. Değerlerinizin farkına varın (bu sayede onları geliştirin)

Nasıl yapacağız? Önce kendiniz için beş adet değer tanımlayın; örneğin doğruluk, ahlak, bütünlük. Bunları önem sırasına göre dizin. Her değer için de en az iki davra­nış göstergesi tanımlayın; örneğin “her du­rumda bana zarar verecek olsa bile doğru olanı söyleyeceğim” gibi. Davranışlarınızın bu tanımlara uyup uymadığını kontrol edin. Uymuyorlarsa davranışlarınızı ifa­de ettiğiniz değerlere uygun hale getirmeye çalışın. Böylece değerlerinize uygun yaşamaktan dolayı iç huzuruna erişmeye doğru bir yola çıkacaksınız. Ne kadar basit değil mi?

2. Hayattaki varlık nedeninizi bir cümleyle tanımlayın; örneğin çocukla­rımın topluma yararlı bir insan olması için varım. Veya toplum­a iz bırakacak bir eser (şirket, departman vb.) bırakmak için varım.

Bu neden her sa­bah yataktan kalkarken size güç vermeli, anlam duygusu oluşturmalı ve günlük etkinliklerinizin bir bölümü doğrudan bu nedene hizmet etme­lidir.

3. Sahip olduğunuz değerleri yetenek­leriniz ve tutkularınızla uyumlu hale getirin

Örnekle açıklarsak, çocuklarınızın topluma yararlı olması için varsanız, bu gerçekten heyecan duyduğunuz bir konuysa, çocuklarınızla iletişim konusunda da müthiş bir yeteneğiniz varsa, işte işin güzelliği burada ortaya çıkıyor. Eğer uyumluysanız, o zaman bir konu­da en iyi olmak yerine dünya için iyi biri olabilirsiniz. Bu durumda kişiliğiniz, yetkinliklerinizden çok daha değerli bir hale gelecektir. Ama kendinizi aşan bir amaca hizmet etmek yerine sadece sahip ola­caklarınıza odaklanıyorsanız (bu çocuklar ben yaşlanınca bana bakarlar 🙂 mı?), neye sahip olursanız olun, tatminsizlik ve boşluk duygusu kaçınılmaz­dır.

4. Alacaklı olma duygunuzu verecekli olmaya çevirin

Dünyaya sadece ‘almak için’ değil aynı za­manda ‘vermek için’ geldik. Sürekli alacaklı olmak insanda huzur bırak­maz. Bencil (modern kapitalist) dünya görüşünün dikte ettiği ‘bunun bana ne faydası var? anla­yışı kişide sürekli olarak alacaklı olma duygusunu doğurur. Bu duyguyu yaşayan İnsanlar, değerle­ri arasında ‘doğruluk, aile, ahlak’ gibi yüksek de­ğerler tanımlasalar da, sıkça değer ihlalleri yaparlar ve kaçınılmaz olarak ikiyüzlü bir hayat yaşarlar. Örneğin yine çocuklardan gidersek, toplumumuzun en çok değer verdiği konuların başında ‘çocuklar’ gelir. Ancak profesyonel hayatın İçindeki birçok ana-baba, çocuğu ile vakit geçirmek yerine, ona daha fazla ‘şey’ alırsa mutlu edeceğini düşünür.

5. İnsanlarla ilişkilerinizi derinleştirin

Bunun için işe basitten başlayın. Doğum günlerini hatırlayın yeter. Onlara sizin için neden önemli olduklarını anımsatan mesajlar gönderin, ama abartmayın. Her iliş­ki veya iletişiminiz sonrası karşınızdaki kişiyle ilgili nasıl his­settirdiğinizi sorgulayın. Kendilerini aşırı önemseyen insanlar, karşısındaki kişilere kendilerini iyi his­settirmez.

6. Arkanızda bıraktığınız duyguyu ve izi her zaman düşünün

Bence bu, dünya için iyi biri ol­mak yolunda ve dolayısıyla mutlu ve huzurlu olmak için çok uygun bir başlangıçtır.

7. Son olarak da amaçlarınızı belirleyin, ama ayaklarınız yere bassın. Gerçekleşme olanağı olmayan amaçlar, kişisel doyumsuzluğa neden olur.

Daha fazlası için http://www.hizliegitim.com daki Yönetim ve Liderlik kategorisine göz atın, orada tüm bilgileri özetlenmiş, görsel, sesli ve daha akılda kalıcı bir şekilde öğrenebilirsiniz.

Sevgilerimle.