Ne yazık ki hayır, bir türlü rahat ve huzur yok şu iş dünyasında bizlere. Pazar ve rekabet koşulları, müşteri beklentileri giderek inanılmaz boyutlara doğru ilerliyor. Bu durum şirketiniz emekleme aşamasındayken veya küçükken çok sorun olmaz, ama büyüyüp te meyveler vermeye başlayınca işte o zaman görün olanları. O meşhur söz gerçek olur; meyve veren ağaç taşlanmaya başlanır, rakipler sizi izler, iş modeliniz, ürünleriniz, fikirleriniz çalınır veya kopyalanır. Çalışanlarınız gruplaşır ve ayrılır, müşterilerinize aynı ürün ve hizmetleri daha uygun bir şekilde sunma vaadiyle işinizi bölerler. Bunu yaşarken en çok şaşırdığım müşterilerin de bu etik (!) davranışı desteklemesi olmuştu. Ama onlar da aynı koşulda, herkes maliyetlerini düşürmek zorunda öyle değil mi?

Şikayet edip sızlanmayı seçmeyeceğiz tabii ki. Peki, ne yapmak gerek? 

Meyve verene kadar sizi başarılı kılan özellikler, beraberlerindeki hatalı davranışlarınıza rağmen, gelecekteki başarınızı garantilemez, önce bunu kabul edelim. İşte tam bu zaman, belki de “neler yapmalıyım?” dan çok “neleri yapmayı bırakmalıyım?” sorgulamasının gerektiği bir zamandır. Bu sorgulamayı yaparken gözden geçirmeniz gereken olası hatalı düşünce ve tutumlarınızı listeliyorum;

  • Değişmemiz gerekir, biliriz, görürüz ama yapamayız (vicdanlı olmak bazen en büyük hata olabilir, sonra beslediğiniz kargalar gözünüzü oyar :)).
  • Geçmiş başarılarımızı gözümüzde büyütürüz, bu hep böyle sürer yanılgısına kapılırız, bu bakış açısı da gelişimimizi durdurur.
  • Fazla öz güven; başarı gücünüzden geliyordur, kontrol sizdedir. Ama şans, belirsizlikler, tehditler ve riskler gibi çok fazla dış faktör var öyle değil mi? Yalnızca öz güvenle işler yürümez.
  • Aşırı iyimserlik; başaracağım inancıyla ilerlersiniz, kendinizi imkansızı başarmaya çalışırken bulursunuz, ama tükenip bitmişsinizdir.
  • Seçim teorisi; her şey benim seçimimdir. Bu düşünce son zamanlardaki içsel akımlarla yaygınlaştı, ama her şey seçimle olmaz, öyle olursa işler zorlaşınca hedefleri sorgulamaz ve değişiklik de yapamayız.

Evet, bu hatalı düşünce ve tutumlardan kaçınmamız gerekiyor. Başarı için becerileriniz, öz güveniniz, motivasyonunuz ve özgür iradeye sahip olmanızın yetiyor olduğu inancı sizi gelecekte tüketebilir, mutlaka değişmeniz gerekir.   Örneğin şirketinizde yükseldiğinizi düşünelim, bu doğrultuda kendinizi geliştirmeniz gereken alan artık teknik veya mesleki beceriler değil, kişiler arası ilişki ve iletişim becerileridir. Başlangıçta sizi hatalı davranışlarınıza rağmen başarılı kılan mesleki bilgi ve becerileriniz artık yetmez, değişmez ve gelişmezseniz rolünüz de değiştiği için bu durum sizi başarısız kılabilir.

Başlıkla aynı adı taşıyan, “Marshall Goldsmith” tarafından yazılan “What got you here, won’t get you there” isimli kitaptan özetle çıkardığım ana fikir, kendi başıma gelenlerle harmanlanmış bir şekilde sizlere sunuldu.

Kitabın ikinci aşamasında başarılar arttıkça ve zaman ilerledikçe kaçınmamız gereken 20 olumsuz alışkanlık listelenmiş. Bunları da özet bir hale getirdim ve yayınlıyorum.

Sevgi ve saygılarımla.

Güzel Sözler ‘in Hayatımızdaki Önemini Keşfedin, Özenle Seçilmiş Arşivi İndirin