“Geçmişimizdeki başarı geleceğimizi garantiler mi?” başlıklı yazımızın devamı olarak kitaptan özetle çıkardığım iş hayatımızdaki başarılarımız arttıkça ve zaman ilerledikçe kaçınmamız gereken 20 olumsuz alışkanlığı aşağıda yine özet olarak listeliyorum. Bu listedeki davranışların kişilik özelliğiniz olmadığı ve kolayca değiştirilebilir olduğunu vurgulayalım. Yazıların çok uzun olmaması için parçalayarak yayınlıyorum. Evet, ilk 5 ile başlıyoruz;

1.     Gereğinden fazlasını kazanma eğilimi

Her durumda ve ne pahasına olursa olsun sürekli kazanma eğilimi Dünyayı ve çevremizi yok ediyor değil mi? Rekabetçi davranış yanlış değil ama her ortamda üstünlük sağlamak uğruna sergilenen davranışların sakıncalıdır. Bir iş toplantısında son sözü söylemek, bunun için diğerlerini sindirmek, siz tercih etmediğiniz için eşinizin seçtiği restorandaki her şeyi acımasızca eleştirmek, markette kasa önünde girdiğiniz kuyruğu diğer kuyruklarla yarıştırmak 🙂 gibi (Vallahi bu bende de vardı, ama kazanmak değil az beklemek içindi acaba masum muyum? :)). Eğer kazanmak sizin için bir “takıntı” haline geldiyse, bu durumun ilişkileriniz ve iletişiminize tehdit oluşturması kaçınılmazdır. Unutmayın: Hiç kimse sürekli kaybettiği bir oyunu oynamak istemez.

2.     Her şeyi ben bilirim zannetmek

Başarılı yöneticilerin pek çoğu karşılarındakini dinlemekten acizdir. Bir çalışanınızın, size güzel bir fikirle geldiğini varsayalım. Tepkiniz, “iyi fikir, ama şöyle yapsan daha da iyi olabilir” şeklindeyse yine ben bilirimi yapıyorsunuz demektir. Burada vurgulamak istenen aslında geri bildiriminizle fikrin içeriğini yalnızca %5 iyileştirirken, çalışanınızın fikre olan bağlılığını ve motivasyonunu %50 azaltmış olma olasılığınızdır. Çünkü artık bu fikir onun değil, sizin fikrinizdir. Çalışanlarınızın görüş ve önerilerini yönetmekten uzak durmanıza gerek yok, ancak bir yorum yapmadan önce durup değip değmeyeceğini iyice düşünün, gereksiz olabilir.

3.     Yargılamak

Diğerlerini değerlendirme, derecelendirme ve kendi standartlarımızı aşılama eğilimidir. Bazı yöneticiler duydukları karşısında kendi değerlendirmelerini dile getirmeden duramazlar. Bir Genel Müdürün toplantı sırasında diğerlerinden görüş istediğini düşünelim. Gelen ilk öneriye tepkisi “Süper bir fikir” olsun, ikinci öneriye “Güzel fikir” desin, üçüncü öneriye ise ses çıkarmasın. Bu durumda hem öneriyi getiren hem de diğerleri Genel Müdürün yaptığı derecelendirmenin farkındadır. Bu yüzden her şeye olumlu ya da olumsuz değerlendirmede bulunmak, bir süre sonra insanları sizden uzaklaştırabilir. Olumlu değerlendirmelerinizin de bu duruma yol açması sizi şaşırtsa buna yol açar. Her görüşe yorum getiren bir yönetici karşısında çalışanlar kendilerini rahat hissedemez. Görüşlerini açıkça ifade etmeyen bir ekiple başarılı olma şansınız ise çok düşüktür. Önerilen, gelen öneri ve görüşleri olumlu ya da olumsuz yorum yapmadan, öncelikle “tarafsız” bir tavırla kabul etmek gerektiğidir. Size söylenen karşılığında “Teşekkür ederim, bunu daha önce düşünmemiştim”, “Teşekkür ederim, bunun üzerinde düşüneceğim” ya da sadece “Teşekkür ederim” diyerek hem kendinizi anlamsız polemiklerden uzak tutabilir, hem de çevrenizdekilerin sizinle kolay ve rahat iletişim kurabileceği mesajını vermiş olursunuz.

4.     Yıkıcı eleştiride bulunmak

Alaycı ve iğneleyici yorumlarda bulunmayı kast ediyoruz. Alay ederek söylenen “Aman ne yaratıcı fikir!”, “Bu kravatı çok mu aradın?” sorusu, bir erkek arkadaşınıza söylediğiniz giydiği bir şeyle ilgili bunun bayanlar için olanı yok mu sorusu veya bir arkadaşınızın geçmişte unutulmuş küçük düşürücü davranışını hatırlatmak gibi. İşin ilginç yanı, bu davranışları sergileyen kişilere son 24 saat içinde kaç tane bu tarz davranış sergilediklerini sorsanız, alacağınız cevap “sıfır” olacaktır. Bunun nedeni, bu yıkıcı yorumları düşünmeden yapıyor olmamızdır. O yüzden, farkına varmayız ve sonradan da hatırlamayız. Ama küçük düşürdüğümüz kişilerin hatırlayacağından emin olabilirsiniz. Bu davranışınızı değiştirmek için çevrenizde yakın gördüğünüz birinden sizi uyarmak konusunda yardım almanız gerekebilir.

5.     Söze “Hayır”, “Ama” veya “Ancak” sözcükleriyle başlamak

Bu olumsuz niteleyicilerin aşırı kullanımı, herkese gizlice “Ben haklıyım, sen haksızsın” mesajını verir. “Hayır”, “Ama”, “Ancak” ve türevleri olan sözcükleri konuşmamızdan çıkarın. Bu sözcükler ses tonumuz nasıl olursa olsun, karşı tarafa “Sen haksızsın!” mesajını vermektedir ve bu nedenle hiç bir yapıcı yanı yoktur. Aynı fikirde olmadığımızda kullanabileceğimiz alternatif ifadeler mevcuttur. “Benim farklı bir görüşüm var”, “Belki sendeki bilgi hatalıdır”, “Seninle aynı fikirde değilim” ifadeleri, karşı tarafa “sen haksızsın” demeden görüşümüzü iletmenin yapıcı yollarıdır.

Pek yakında diğerleri de geliyor merak etmeyin, sevgilerimle.