Dünyayı değişimden alıkoyamıyoruz, bunun herhangi bir yolu yok. Ama bir Superman filminde veya zaman makinesi konulu filmlerde bununla ilgili hayaller kurabilmemiz ve dersler alabileceğimiz güzel senaryo ve sahneler bolca var. Benim favorim Click, izlemediyseniz öneririm. Değişim için (burada şirket temel yönetim becerileri ile sınırlıyız) aşağıdaki temel ipuçlarını özet olarak sunuyorum.

  1. Değişime direnmeyin. Piyasalar, eğilimler, kişiler ve teknoloji hızla değişiyor, olayların akışına uyum sağlamayı öğrenin.
  2. Öngörülü bir yönetim tarzını benimseyin. Hamle yapmak için bir şeylerin olmasını beklemeyin. Sorunları önceden tahmin edin ve acil durum planları yapın.
  3. Acil durum planlarınızı test edin. Acil durum planlarınızın işe yaradığını öğrenmek için felaketin gelmesini beklemek tehlikelidir. Zaman zaman bu planları test edin, ince ayarlarını yapın ve hala geçerli olduklarından emin olun.
  4. Olumlu değişimleri belirleyin. En olumsuz değişimlerin bile olumlu yanları olabilir.
  5. Hızla uyum sağlayın. Değişen koşullara çabucak uyum sağlamayı öğrenin ve planlarınızı gerektiğinde hızla yeniden düzenleyin.
  6. Dış etkenlere karşı hazırlıklı olun. İşiniz, pek çok farklı şekilde dış etkenlerle karşı karşıyadır. Son gelişmelerden sürekli haberdar kalın, nasıl yönetmeniz gerektiğini etkileyebilecek ani piyasa değişikliklerini öngörmeye çalışın.
  7. Mutlaka bir araştırma ve geliştirme planınız olsun. Daha yeni ve daha iyi ürünler ve hizmetler için talepleri karşılayabilmek için yenilikçiliği ve yaratıcılığı teşvik edin ve bunu sürekli kılın.
  8. Bir gözünüz rakiplerinizin üzerinde olsun. Rakiplerinizin size karşı üstün gelmesine izin vermeyin. Neler yaptıkları konusunda güncel bilgiler edinin ve bunları işinizi yönetirken kendi yararınız için kullanın.

İş yapmak, ticaret anlamında özellikle çok sevdiğim canım ülkemde gerçekten oldukça zor. Hele bir de girişimciyseniz, karşınızda çok fazla engel ve tehlike var demektir. En zoru da işi tutturup büyümeye çalıştığınız zamanlar, tam bu aşamada başınıza çok fazla sorun gelebiliyor (muş öğrendik :)). Sorunları fırsata dönüştürerek gelişiminizi sağlayabilirsiniz, ancak her an yıkılma riskiniz de var. Ülkemizde olumsuza sürekli hazır olmak önemli bir şirket yönetim stratejisi haline geldi, bence gelmeli de zaten. Bu yüzden siz siz olun, sevgili yöneticiler ve patronlar, yalnızca iç değil, dışta olan bitenlerle ilgili değişim için bir klasör açın ve bunu bir numaraya yerleştirin. Unutmayın, asla rahat yok, zayıflığa ve yumuşaklığa da izin yok. Peki, o zaman işimizde sevgiyi nasıl yaşatacağız? Hele ki çalışanlarımızda çok ciddi iç disiplin (kendiliğinden gelen iş disiplini) sorunu olan sevgili ülkemizde canım insanlarımızı nasıl yöneteceğiz? Yaşamımızı sürdürmek için vahşi kapitalist mi olacağız?

Tam tersine, uyanık, güçlü, ekibini bu konularda bilinçlendiren, onlarla birlikte hareket eden, takım ruhunu bu konulara kadar genişletebilen, sevgiyi de işimizde yaşayabilen bir lider olacağız, veya olmaya her zaman çaba göstereceğiz.

Sevgi ve saygılarımla