E-Eğitim tasarımcıları olarak işimizi yaparken artık neredeyse her türlü bilimsel araştırmadan sonuna kadar yararlanıyoruz desem yeridir. Yeni anlayışları bir araya getirip bunları uygun bulduğumuz projelerde test ediyoruz ve işe yarayanları da sistematik hale getirip tekrarlıyoruz. Zamanla zayıf yaklaşımlar ortadan kalkarken güçlü olanlar da varlığını sürdürüyor. Tüm bu değişim sürekli olarak yineleniyor, kuşaklar değişiyor, yeni kuramlar ortaya çıkıyor, pratiğe bağlı deneyimlerimiz gelişiyor.

Şimdi sizlere bu süreçte elenmeden kalan ve başarılı olan, bizim kullandığımız 3 temel ilkeyi özet olarak sunuyorum. Bunları eğitim tasarımlarımızda biz her zaman baş tacı ediyoruz, sizlere de öneriyoruz:

1) Boşluk Etkisi

1885’de Psikolog Hermann Ebbinghaus, kişilerin son 24 saat içinde öğrendiklerinin %80 gibi büyük bir bölümünü unuttuklarını ortaya çıkardı. Bu buluş ile onun “Unutma Eğrisi” kuramı ortaya çıktı. Eski olduğuna bakmayın, bunu daha yeni anladık ve kullanmaya başladık, Ebbinghaus’un öğrenme ve unutma üzerine bugün hala geçerli olan çarpıcı araştırması bize şunu gösterdi:

  • Anlamsız bilgiyi akılda tutmak çok daha zordur.
  • Bir bilgiyi yeniden öğrenmek ilk kez öğrenmekten daha kolaydır.
  • Öğrenenlerin tek seferde sunulması yerine zamana yayılarak sunulması başarıyı arttırır.
  • Dersin tekrar edilmesi ve derse ara verilmesi bilginin uzun süre bellekte kalmasını sağlayabilir.

Son cümleye özellikle dikkat edin. Öğrenme ve bellek arasındaki bu ilişkiye “boşluk etkisi” deniyor. Peki bunu pratikte nasıl uyguluyoruz?

Hafif uzun aralara odaklanıyoruz

Boşluk etkisi yalnızca aynı kavramın tekrarını savunmaz. Aslında zaman içinde ara vererek yapılan tekrarlardan söz eder. Uzun vadeli anımsama için uzun aralar daha etkilidir.

Daha uzun demek kişilerin dinlenip bilgiyi özümsemesine yetecek uzunlukta demektir – ama dersi tamamen unutacak kadar uzun bir süre olmamalı. Biz de yeni geliştirdiğimiz LMS üzerinde kişilerin uzun eğitimleri alabilmelerini akıllı parçalanmış içeriklerimizle sağlıyoruz. Kişinin eğitimi dilediği yerde bırakması ve kaldığı yerden devam etmesi, bu durumun kişinin tercihine bırakılması eğitim tamamlama oranlarını olumlu yönde etkilemiyor. Bunun yerine akıllı bir şekilde parçalanmış içerikler belirli zamanlarda sunuluyor. Gelin sizi bu yeni yaklaşımla “Aralı Öğrenme Tasarımı” ile tanıştıralım.

Tekrarlarımızı çeşitlendiriyoruz

Size bu konuda minik bir sır vereyim, aralı öğrenmede ısrarla aynı tarz öğrenme faaliyetini sürdürmek zorunda değilsiniz. Bu durum kişileri sıkmaktan başka bir işe yaramıyor. Tekrarlar farklı öğrenme yöntemleri aracılığıyla da (yazılı metin, ses, görseller, InfoGraph, Video ve Tablolar, vs) sunulabilir. Hepsinin ille de e-eğitim olarak tasarlanması gerekmiyor.

Günler ya da haftalar içinde aralar vererek basit testlerle işe başlayın. Kişilerin bilgileri belleklerinde tutmalarına yardımcı olmak için pratik kısa eğitimlerle çalışmalarınızı sürdürün.

2. Von Restorff Etkisi

Von Restorff etkisi göze çarpan şeyleri nasıl hatırladığımızı açıklar. Von Restorff’un söylediğine göre, insanlar göze çarpan, alışılmadık, farklı veya olağandışı şeylere daha çok dikkat ederler. Dikkat çekici şekilde farklı olan, diyelim ki beş maddeli bir listede kırmızıyla yazılmış bir kelime daha hatırlanır olacaktır.

Peki ya uzun listeler olursa durum ne olacaktır? Psikolog Pediyatrist Von Restorff ortada yer alan öğeleri hatırlanabilir kılmak için onları farklı bir şekilde biçimlendirmemizi öneriyor. Bu konudaki örnekleri aşağıda bulabilirsiniz:

  • †Hikaye anlatımında sıra dışı ancak yine de inandırıcı bir konu kullanın. Tuhaf bir karakter ya da yer ismi ilgi çekmek ve merak uyandırmak için yeterlidir.
  • Yazı yazarken, yeni bir kelime ya da alışılmadık bir cümle yapısı kullanmayı deneyin. Yalnız, cümlelerin gereksiz yere karmaşık olmamasına ve zorlama gibi algılanmamasına dikkat edin.
  • Sunum hazırlarken, geleneksel formatlara meydan okuyun ve yaratıcı olun. Hızlı sunumlar kullanın.
  • Paragraf yığınlarından ya da metin satırlarından ayrı duran görseller kullanın.
  • Eğer görseller çok bilindikse, işitsel malzeme ya da video kullanmayı deneyin.
  • Vurgu yapabilmek için metinleri biçimlendirin. Farklı bir renk kullanın, kalın ya da italik yazı kullanın. Başlıkları veya bölümleri paragraf metinlerinden daha büyük yapın.

3. Bölümleme Kuralı

Bunu hep yapıyoruz. Bilgi birimlerini bölümler halinde gruplandırıyoruz. Kategori, ilgililik veya başka bir değişkene uygun olarak bölümleme kişilerin bilgiyi işlemesini ve hatırlamasını kolaylaştırıyor. Bu durum onların belli bir grup bilgi üzerinde daha iyi ilişkilendirme yapmalarına, bilgiyi hatırlamalarına ve ona odaklanmalarına olanak sağlıyor.

Etkin bölümleme, bilgiyi anlamlı hale getirmeyi hedefler.

Bu yüzden bölümleme deyip geçmeyin, bu işi yalnızca içeriği parçalara ayırmış olmak için yapmayın. Bilgiyi daha anlamlı hale getirmek için uygulayın.

Evet, yazımızın sonuna geldik, bu ilkelerden birini (ya da bazılarını) kullanıyor musunuz? Eğer kullanmıyorsanız, daha etkili öğrenme içerikleri oluşturmak için bunları uygulamaya başlamanızın zamanı gelmiş demektir. Veya hiç uğraşmayın, işi bize bırakın demeyi de ihmal edemeyeceğim.

Sevgi ve saygılarımla.