Yeme içme konusunda ne kadar duyarlı ve titiz olduğumu takipçilerim oldukça iyi bilir. Benim için özellikle akşam yemeği adeta kutsal bir ritüel gibidir. Günün tüm yorgunluğu keyifli bir şekilde atılır, harika sohbetler edilir, şakalar yapılır, gülünür, hele lezzet varsa sofranın süresi de uzar, sevgi yeşerir, birlikte sohbetin keyfi daha da çıkar. Bu yüzden lezzet ve sohbet bence birbirini destekleyen önemli iki ana unsurdur.

Bu kısa girişten sonra şimdi sizlere yeni bir restorandan söz edeceğim. Kolay kolay bir restorana bağlanabilmem oldukça zordur. Bu durum balık konusunda yaklaşık 20 yıldır gittiğim Kireçburnu Set Balık için geçerlidir. Bu güne kadar Set Balık dışında özleyerek sıkça gittiğim bir ikinci restoran daha yoktu. Artık oldu, Karaköy’de enfes bir restoran açıldı. Ve ben ona adeta bağımlı oldum. Benim için menünün yıldızı “kızarmış yoğurtlu mücveri” her hafta yemezsem artık rahat edemiyorum, hatta hafta sonu için gittiğim bir kahvaltıda bile pişirttim  :).

Bu restoranın adı Naif. Çok sevgili kız kardeşim Seray ve ortağı Ayhan tarafından yılların birikimi sonucu yaklaşık 5 ay önce açıldı. Aşkla başlayan ve aşkla yapılan bir iş. Kendi işimden de deneyimlediğim üzere aşkla yapılan her iş bence başarılı olur. Onlara harika bir bedduada bulunmuştum. İnşallah kapınızda kuyruklar olsun demiştim :). Şimdi ben de rezervasyonla gider oldum.

Naif bir lokanta/cafe. Bence modern ve eşi benzeri olmayan bir Türk Lokantası. Köy ve şehir sofrasından Anadolu’nun yitip gitmiş azınlık yemeklerine uzanan tanıdık lezzetlere yer vermeye özen gösterilen bir lokanta. Menüler bir harika, güncel, öyle deli bir ekoloji takıntısı falan yok. Mevsime göre her şey yeniyor ve de yenileniyor. Ama yediğiniz her şeyde tamamen yerli malzemeler kullanılıyor. Ürünler ülkemizin kaynağına yakın yerlerinden getirtiliyor. Türkiye’nin dört bir yanından küçük üreticilerle anlaşılmış, bizim Seray gezmeyi çok sever, ilişkileri de iyidir. Endüstriyel beslenmeye karşı birisi olarak küçük işletmeleri desteklemesine de gerçekten çok mutlu olduğumu söylemeliyim. Bu ürünleri uzun araştırmalar ve yolculuklar sonucunda toparladı, restorana ulaşmasında ciddi bir emek ve özveri saklı. Yakında bu ürünlerin satışını da planlıyor.

Haftanın her günü kahvaltıdan akşam yemeğine kadar açık olan Naif’in mütevazi web sitesini de ona yakışır şekilde tasarlamaya çalıştık. Şimdilerde Seray’ı benim gibi bir blog açıp yönetmesi için ikna etmeye çalışıyorum. O güzel deneyimlerin herkesle paylaşılması gerekiyor bence, sizce de öyle değil mi?

Naif’in en kötü yanını söylemeden geçemeyeceğim arkadaşlar. Nedir derseniz tatlıları. Bir tatlı menüsü falan da yok üstelik. Her seferinde tatlı yemeyeceğim diye kendime defalarca telkinlerde bulunarak gidiyorum. Ama tam yemek bitmişken pat diye masaya yeni bir şey denedik hadi tat bakalım diye geliveriyor. Ben de sevgili başbakanımız kadar sağlam bir irade yok ne yazık ki ve hemen yiyorum. Aman siz siz olun, tatlılara dikkat edin, çünkü bağımlı oluyorsunuz. Islak kek benim favorim, mutlaka deneyin. Bir de çorbalar menü de yok, her gün sürpriz bir çorba pişiyor, şanslıysanız az da olsa mutlaka söyleyin, deneyin, çorbalar gerçekten inanılmaz.

Hatta şunu söylemek çok hoşuma gidiyor; sizi değil yemekleri özledim diye geldim diyorum. Onları da özlüyorum tabii ama yemekleri özlememle ilgili düşüncelerimde gerçekten bir abartı yok, onları da görmek, güzel yemeklerin yanına eklenen harika bir mutluluk kaynağı.

Yapmacıktan uzak, olduğu gibi ve abartısız… Sizlere naif lezzetler sunan naif kız kardeşim Seray’ın şirin lokantasını mutlaka denemenizi öneriyorum. Benim blogumdan duyduğunuzu söylerseniz size bir tatlı ikram edecektir eminim (bunu da ondan habersiz yazıyorum, artık reklama karşılık minik bir promosyonu da sizlere sunalım :)).

Sevgi ve saygılarımla.

www.naifistanbul.comnaif2