Evet, bence dünyanın en zor işlerinden birisi çocukları motive etmek. Onları güzel bir yaşama yönlendirecek, başarılı olmalarını sağlayacak, bizi üzmeyecek (!) ve mutlu olmalarını sağlayacak binlerce öneri veriyoruz değil mi? Ama söylediklerimizin ne kadarını uyguluyorlar? Sonra da biz mutsuz oluyoruz ve otoriteyi basıp geçiyoruz, işin kolayına kaçıyoruz, talimatları verip meşhur cümleyi yapıştırıyoruz; bu senin iyiliğin için. Bağırma çağırma tarafına öfke patlamalarına kadar gidiyor bu işler. Veya tam tersi, beceriksizliğimizi örtmek için görmezlikten geliyoruz, mücadeleden yorulduk.

Motivasyon, bir insanın değişmeye ne kadar hazır olduğu şeklinde tanımlanabilir. Bu tanıma göre çocuklarımız değişmeye karşı oldukça dirençliler diyebiliriz. Çünkü yeterince motive değiller. Sorun bizim eğitim yöntemimizde değil ki, sorun onlarda. O kadar söylüyoruz ama yapmıyorlar, dilimizde tüy bitti; “çocuğum sana bunu kaç bin kere daha söyleyeceğim?” :).

Eğer bu düzeydeyseniz, standart bir anne-baba düzeyinde kaldığınızı söyleyebilirim. İyi bir anne-baba olacaksınız, çocuklarınızı motive etmek zorundasınız, bu kadar basit. Sıkıysa gel de benim çocuğumda bunu başar dediğinizi duyar gibi oluyorum. Kusura bakmayın ama bunun yollarını sürekli aramak zorundasınız. Aksi halde ödev yorgunu sinir hastası bir anne (genelde ödevlerle anneler uğraşıyor diye yazdım :)) olma yolunda ilerlersiniz. Ama merak etmeyin, bu yazıyı okuyorsunuz, bir şeyler değişmeye başlayacak, ben birazdan çocuklarınızı kolayca motive etmenin sırlarını size vereceğim, okumaya devam edin.

Teorilere kısaca değiniyorum:

  • İçgüdü teorisi: İnsanların kendi içlerinde var olan güdülerle motive olduklarını söyler.
  • Teşvik teorisi: İnsanların yaptıkları şeyler karşısında aldıkları ödüllerle motive olduklarını söyler.
  • Güdü teorisi: İnsanlar gereksinimlerini karşılayacak şeyleri yapmaya motive olurlar. Çevreye baktığımızda da en çok sonuncusunu görebiliriz.

Ama teorilerin sonu yok, hepsini sallayın! Veya tutumlar, örneğin sert ve otoriter yaklaşımlar, dostça yaklaşımlar veya ikisinin karması? Bunlar da çocuğun durumuna özel olarak değişkenlik gösterir. Gördüğünüz gibi konu oldukça karışık, insan bir de uygulamanın içinde olunca ümitsizliğe kapılıyor.

Peki değişime nasıl ikna edeceğiz çocuklarımızı? Şimdi çok kısa bir insanın davranışının değişim sürecine bakalım:

  • Bilinçsizlik (henüz davranışın olumsuz etkilerinden haberi yok)
  • Niyet etme (bu annemi mutsuz ediyor değiştirsem mi acaba)
  • Hazırlık (hafif kesintilerle de olsa uygulamaya çalışma)
  • Uygulama (6 aydır yapıyor, söylemeden elini yıkayıp oturuyor, oh tamam mı :))
  • Kalıcılık (1 yıldır ben söylemeden elini yıkayıp oturuyor, tamamdır kişiliğe yapıştı yaşasın)

Peki davranış değişikliği için motivasyon nedir? Değişime ne kadar hazır olunduğu şeklinde tanımlanabilir. Diğer bir deyişle motivasyon, değişime hazır olma düzeyidir. Bizim bu düzeyi yükseltecek ve geçişi hızlandıracak şeyler bulmamız gerekir. Çünkü bu davranışlar mutlaka değişecek, bunda hepimiz aynı görüşteyiz, ama ne zaman, nasıl ve yorulmadan nasıl becerilir?

Tekrar vurgularsak; bence motivasyon, davranış değişikliği aşamalarından kişiyi hızla geçirecek bir süper yakıttır. Bu yakıtı ne kadar çok ve iyi kullanırsanız, değişim o kadar hızlı gerçekleşir.

Şimdi gelelim kilit soruya; motivasyonu (yakıtı) nasıl yaratırız? Yakında size bunu başarabilmeniz için iki sırrı söyleyeceğim.

Ama özür diliyorum sizden, yazı biraz uzun, gerisini yazmak çok az uzayabilir, sizi biraz bekleteceğim, çünkü işler yoğunlaştı.

Anlayışınız dileğiyle, sevgiler.