Şimdi sizlere dünya da ve ülkemizde giderek gelişmekte olan e-öğrenme (e-learning) alanındaki son eğilimleri çok kısaca listeliyorum..

  1. Mobil Öğrenmeye Geçiş Hızlanıyor (İster Webden İster Cepten)

Mobil cihazların özellikle de tabletlerin yaygınlaşmasıyla mobil öğrenmeye hızlı bir yönelme var. Artık herkes ister webden ister cepten eğitimlere erişmek istiyor. Bu konudaki en büyük engellerden birisi de bant genişliği sınırlamasıydı. Çalışanlarına şirketler kısıtlı bir 3G internet bant genişliği verebiliyordu. Bu durumda içerik tüketmek bant genişliğini de hızla bitiriyordu. Geliştirdiğimiz offline izleme özelliğiyle bu sorun da ortadan kalktı. Bakınız: CloudLMS. Mobil cihazlara ağırlıklı olarak video yayınlayabildiğimiz için dersler arası Quizlerin ve etkileşimlerin de çözümü ayrı bir sorundu, bunu da çözdükten sonra özellikle tabletlerden içerik tüketmenin kolaylığı düşünüldüğünde mobile geçiş kaçınılmaz.

  1. Giderek Artan Oyunlaştırma (Gamification)

Ciddi oyunlar (içeriği oyun oynatırken aktar) ve oyunlaştırma (eğitim izle puan kazan, bir şey ol) iki ayrı kavram ve giderek gelişiyor. Sesli PowerPoint tarzında hazırlanan e-eğitimler yerine öykülü tasarımlar tercih ediliyor. Biz özellikle hikâye tabanlı içerik tasarımında hızlandık ve üretimini de ekonomik hale getirdik. Üstelik artık çocuksu çizgi karakterler yerine gerçekçi üç boyutlu karakterler tasarlıyoruz. Bakınız. Platform tarafındaki oyunlaştırmada toplanan puanlarla ne yapılması gerektiğiyle ilgili sürdürülebilirlik sorunu var. Hadi puanları topladınız, tırtıl başladınız kelebek oldunuz, sonra ne olacak? Bunun için önerilerimize kulak verin ve ömrü kısa oyunlaştırma işlerine sakın gereksiz yere para harcamayın.

  1. B-Learning- Karma Eğitim Programları

Sınıf eğitimleri ile e-öğrenme programlarını basit anlamda bağlayabilmiştik. Ama şimdi içerisinde birden fazla e-öğrenme, koşullara bağlı sınıf eğitimleri, sınavlar, anketler, okuma materyalleri, görevler (örneğin ödevler) gibi dev gelişim programları oluşturma ve bunları kullanıcılara atayabilme eğilimi yaygınlaşmaya başladı. Bilgi o kadar fazla ki, kişilere tek bir eğitim vermek yerine kariyer programları atanması gerekir hale geldi. CloudLMS Program modülü bu işlemi mükemmel bir şekilde yapabiliyor.

  1. HTML5 Yerine Mobil Uygulama

Geçen yıl HTML5 yaygınlaşıyordu. Ancak mobil cihazlarda uyumlu (responsive) web deneyimi bir uygulamanın verdiği deneyimle aynı değil. Yani eğitim portalinize tabletinizin web tarayıcısından erişmek ile oradaki içerikleri sunan uygulamadan erişmenin performansı çok farklı. Hangimiz Facebook’a m.facebook.com adresinden telefonumuzun tarayıcısından erişiyoruz? Üstelik bir bakın uygulama ile birebir aynı. Bu yüzden portallerin web tarafında HTML5 ara yüzlerle geliştirilmesi yerine entegre mobil uygulamalarınızı yayınlayın diyorum. Ama yine de portallerimiz bütçesi yeterli olmayan müşterilerimiz için responsive tasarlanıyor.

  1. Standartlar Zayıflıyor (Tin Can API veya SCORM)

Asıl olan içeriktir, diğer bir deyiş klişe deyimle içerik kraldır. İçerikler videoya doğru hızla kayıyor. Bu durumda mobilden video yayınlamak varken standartlar pek düşünülmüyor. Mobilin bu kadar hızlı yaygınlaşması ve Scorm un sonu, Tin Can API’nin yaygınlaşamaması e-öğrenme dünyasını mobilde kilitledi. İlle de standart kullanacağım diyorsanız işiniz çok zor. Ama yine de basit bir çözümümüz var merak etmeyin.

  1. Gelişen E-Öğrenme İçerik Kalite Standartları

Kalite standartları bizim için sürekli devam eden bir mücadele. Online eğitimde kalitenin ne olduğuyla ilgili ortak bir zemine ulaşmaya çalışmak, yıl boyunca mücadele edeceğimiz bir konu. Her yıl bu konudaki manifestomuzu yeniliyorum, ama halen oturmadı. Çünkü kullanıcı demografisinde hızlı bir değişim var. Kullanıcı yaş ortalamamız çok geniş bir yelpazeye yayıldı. Y kuşağımız da gelince bu kadar geniş bir hedef kitlede e-eğitimlerde kalite standardı belirlemek oldukça zor. Oyun yapıyorsunuz, Y kuşağı bayılırken büyükler ciddiyetsiz buluyor. İki boyutlu çiziyorsunuz, kimi şirin buluyor kimi çocuksu. Üç boyutlu yapıyoruz, kimi soğuk buluyor, kimi oturaklı. Peki ne yapacağız biz? 🙂

Özet yorumlarım

Özetle ülkemizde E-Öğrenme pazarında bir yarış var. Genel olarak pazarı ölçemiyoruz, faaliyet gösteren şirket sayısı artıyor. %70 pazar payına sahip olduğunu iddia eden şirketlerimiz var. Ancak içeriklerini video olarak yaptıran müşteriler var. Kendi intranetlerini veya ücretsiz platformları kullanan müşteriler var. Reklam ajanslarını kullananlar da var. Dolayısıyla bu konuda sınırları kesin bir pazardan söz edebilmek ve ölçebilmek olanaksız. Alçak gönüllü ve egosuz bir şekilde rakipleri kötülemeden işleri iyi yapmaya odaklanmak bence daha sağlıklı bir olur.

“İyi insan işiyle, diğeri kişiyle uğraşır” demiş çok sevgili Münir Özkan.

Başarılı olmak için iyi, yenilikçi, responsive ve kullanışlı bir platformu hem web hem de mobil uygulamaları ile sunmak zorundasınız. İçerikleri çok kaliteli, öğretici, hızlı ve ekonomik tasarlamak zorundasınız. Eğitim kataloğu sunmak da bir avantaj. Ama e-öğrenme şirketleri olarak henüz iki elin parmağını geçemedik. Sürekli öğrenme, öğrenen organizasyon gibi kavramlar şirketlerde yeterince kültürleşmedi. Aşırı yoğun iş ortamlarında öğrenmeye zaman yok. Sınıf eğitimleri iş yerinden uzaklaşma ve sosyalleşme avantajı ile halen birinci öncelikli, olmaya da devam edecek. Ama bunları dijital ile entegre edilmiş etkili programlarla uygulayan yapılar ön plana çıkacak. Dünya’ya baktığımızda eğitim bütçelerinde Fortune 500 ‘de dijital öğrenmeye ayrılan oran %30 ila %50 arasında değişiyor.

Pazarımızın gelişmesi ve keyifle üretmeye devam edebilmek dileğiyle.