İş dünyamızda yaşanan sorunların en önemli nedenlerinden birisi nedir sizce? Çok düşünmeyin, hemen söylüyorum. Ama bir dakika, özür diliyorum vaz geçtim, önce düşüncemin akışını anlatacağım, şöyle başlayalım; şirketler insanlardan oluşuyor, insanlar da tutum ve davranışlarından, bunlar da insanların geçmişinden geliyor (Yarısı mizaç – doğuştan, diğer yarısı da sonradan kazanılanlar diyelim).

Bu tutumlarda neler mi karşımıza çıkıyor? Bakın şimdi;

  • Birileri küsüyor
  • Bazıları dedikodu yapıyor
  • Kimileri ruhsuz çalışıyor
  • İş gelişiyor, ama bazıları yerinde sayıyor, yetersiz kalıyor
  • Birileri Süpermen olmaya çalışıyor
  • Bazıları birbirini dolduruşa getiriyor
  • Kimileri herkesi çıldırtıyor, despot oluyor
  • Bazıları unutkan oluyor
  • Birileri sorumluluk almaktan kaçıyor, başkalarını suçluyor

Tüm bunlar neden kaynaklanıyor biliyor musunuz? Geçmişimizde yaşadığımız çözemediğimiz sorunlardan, özetle sorumlu olan psikolojimiz; iç dünyamız. Psikoloji insanın girdiği her yerde var. Zaten düşünürsek insan nedir ki?

Çok özetle anlatıyorum, katıldığım bir seminerde öğrendim; tüm bunları inceleyen bir teknik var; Transaksiyonel analiz diye geçiyor, şimdi nedir diye ayrıntıya girmiyorum, nasıl olsa Google’dan arar bakarsınız.

Diyor ki; herkesin içinde 3 yan var, ebeveyn, yetişkin ve çocuk.

1 Ebeveyn; anne babalarımız tarafından söylenen her şey kafamızda kayıtlı, akıllı ol, onu yap şunu yap gibi komutlarla büyüdük biliyorsunuz. Tüm bunlar ufak revizyonlar da görse kuşaktan kuşağa aktarılıyor gidiyor, her şey zihnimizde kayıt altında.

2 Yetişkin; bu yanımız hesap kitap yapıyor, düşünüyor ve değerlendiriyor. Gerçekleri görüyor.

3 Çocuk; bu yanımız da hepimizin bildiği gibi içimizdeki çocuk, bazen başımıza işler geldiğinde bu yanımızla tepki veriyoruz. Daha çok geçmiş anılara dayalı tepkiler veriyoruz.

Şimdi basit bir örnek verelim; diyelim ki evlisiniz ve bir hata yaptınız, eşiniz size çok kızdı. Siz ne yaptınız, içinize çekildiniz, bir köşeye sindiniz, sessiz kaldınız veya kapıyı çekip çıktınız. Ama sorun büyüdü, oysa burada bir yetişkin gibi veri toplayarak analizlerinizi yapıp, durumu değerlendirip kendinizi ifade etseniz ve konuyu çözümleseniz nasıl olurdu? İşte bunu yapamıyoruz, neden? Çünkü burada çocuk yanımız, aynen çocukken nasıl bu durumla baş ediyorsak o şekilde davranıyor.

Peki hangi yanımız nasıl tepkiler veriyor? Bunları görmek gerekiyor; yetişkini bir önceki paragrafta anlattık, ebeveyn; bakım veren, eleştiren kontrol eden bir şekilde davranıyor. Çocuk yanımız da doğal, yani istediği gibi davranıyor. Ama karşıdan bir tepki gelirse de ya uyum gösteriyor ya da isyankar davranıyor.

Şimdi işte tüm karmaşa burada çıkıyor.

Acaba siz karşınızdaki insanın hangi yanıyla muhatapsınız? Ve muhatap olurken sizin hangi yanınız aktif?

Hepimizin bir de derin bakıldığında henüz yetişkin hale gelememiş birer çocuk olduğunu düşününce, durum ne kadar karmaşık bir hal alıyor değil mi?

Einstein’a annesi her gün bu gün ne öğrendin diye sormazmış, bugün okulda iyi bir soru sordun mu dermiş.

Hadi bakalım, şimdi oturun düşünün, size ödev;

  • Neden her şeyde hata bulurum?
  • Neden bana gülüyorlar?
  • Neden aynı hatayı tekrar ediyorum?
  • Neden sabredemiyorum?
  • Neden herkesi kontrol etmek zorundayım?
  • Neden her anım her anıma uymuyor?
  • Neden hep ben üstte olmak zorundayım?
  • Diyelim ki ara sıra üstte olabilirim iyi de neden buna zorunlu hissediyorum? Neden kabahat hep bende oluyor?
  • Neden hep zarif olmak zorundayım?
  • Neden kimseleri beğenmiyorum?
  • Neden hep geç kalıyorum?
  • Neden her zaman güçlü ve tek başıma olmak durumundayım?
  • Neden hayır diyemiyorum?
  • Neden 40 işi aynı anda yürütmek durumundayım?
  • Neden hep yükselmek zorundayım?

Evet, tekrar başa dönersek, tüm bunların yanıtlarını sakın dışınızda aramayın. Bunlar çocuk yanımıza ait sorular ve sorunlar, geçmişte aranmalı, çünkü gerçekler geçmişte yaşandı. Şimdiye veya geleceğe bakıp çözemezsiniz.

Boşuna dememişler işte sen önce dön de kendine bak diye! Kendini tanı dedikleri olay da işte buymuş. Ama çok zor iş, hele ki Türk toplumunda, bir de evliyseniz öyle hadi ben bir yalnız kalayım, bu günkü davranışlarımı ve sonuçlarımı bir gözden geçireyim demeniz mümkün mü? Nerde o günler, size tuhaf diye bakarlar :).

Oysa kişinin kendini bilmesi önce yalnız kalabilmesinden geçer. Sonra adına ister tefekkür ister meditasyon deyin; Türkçesini ben size söylüyorum; yalnız kalıp derin düşünün, o gün yaşadıklarınızı şöyle bir gözünüzden geçirip değerlendirin hepsi bu kadar. Kapatın televizyonu da, odanıza çekilin.

Ne diyeyim, size Allah kolaylık versin. Çok zor iş. Ama bunu yapabilmek için burada son derece özetlenmiş bilgilerden de yararlanabilirsiniz, bunlar işinizi kolaylaştıracaktır.

Ama; niyet varsa yol da var! Hadi bakalım kendinizi bilin de iş hayatımız daha mutlu ve doyumlu olsun. İş dünyamızdaki mutluluğumuz tamamen iç dünyamıza bağlı.

Sevgi ve saygılarımla.