Kitap okumak kadar  mizah dergileri okumak da bence çok önemli bir okuma alışkanlığıdır. Çünkü mizah dergileri siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel hayatımıza ışık tutar; hatta gizlenmeye çalışılanlara büyük bir cesaretle bakarlar ve değişik bakış açıları sunarlar. Gırgır’la büyümüş bir kuşaktan geldiğim için şanslıyım, ama ne yazık ki bu alışkanlık bizim dönemimizde olduğu gibi artık yaygın değil. Bu yüzden gelin, mizah dergileri okumayı alışkanlık haline getirin, gündemin nabzını tuttun, hatta bu sayede inanın kendi nabzınız da daha sağlıklı atacak. Çünkü gülen (içinden ve dışından) insan mutludur.

“Çok gülme sonra ağlarsın” asık suratlı ve aşırı ciddi (bunlara mahkeme suratlı demeye bayılırım :)) olmayı marifet sayanların sık sık çocuklarına, arkadaşlarına, yakınlarına söyledikleri çok çirkin bir sözdür bu. Üstelik insanı tam da gülerken felç edip şaşkına çevirir. Bu söz insanı gülmekten alıkoyar, içine korku ve suçluluk duygusu salmaya çalışır, gülmenin kötü bir şey olduğu mesajını bilinçaltına yollar.

Oysa insan güldüğü zaman ışık saçar. Çocuklar gülerek büyür; gülerek büyümelidir ki mutluluk hayatlarına akmaya küçük yaşta başlasın. Eğer çocukların gülmelerine limon sıkarsanız zamanla gülmeyi unuturlar ve büyüdükçe her zaman ciddi olmaları gerektiğine inanırlar. Ciddilik bir tür şizofrenidir. Gülmeden var olunamayan bir ortamda kişinin var olabilmek için geliştirdiği bir stratejidir. Gerçekten de buna hiç ihtiyacımız yok. Gülmek diye bir şey var, koy ver kahkahanı.

Mizahsız bir toplum hasta bir toplum olmaya mahkûmdur.

Gülmek kadar güldürebilmek de büyük bir meziyet tabii ki. Mizah dergileri olmasa günlük hayatın kaçınılması o zor getirisi olan stresle nasıl başa çıkılırdı? Mizah dergisi okumak topluma ve dünyaya bakışımızı geliştirir. Burada her zaman kahkahalarla tıkanıp, yerlere yatmaktan söz etmiyorum, basit bir gülümseme bile yeterli. Hele şu anda olduğu gibi siyasi ortamlarda mizah içinize su serper, ‘’oh be’’ dedirtir, kıkır kıkır, kıs kıs, kih kih güldürüp sinirinizi azıcık yatıştırır :).

Bu nedenle mizah, ister komedi filmi, tiyatro ya da tek kişilik gösteri olsun, ister yazı, roman, şiir ya da çizgi olsun, hayatımızda mutlaka yer almalı.

Osho ne demiş; ‘’Gülmek, tek boyutlu değildir; insan varlığının üç boyutunu da kapsar. Güldüğünde buna,  bedenin, zihnin ve ruhun katılır. Gülerken ayrılıklar yok olur, bölmeler yok olur, şizofrenik kişilik yok olur. İnsandan gülüşünü almak, ondan hayatını almaktır. Gülmek, enerjinizi geri getirir. Varoluşunuzun her zerresi canlanır, bütün hücreleriniz dans etmeye başlar.

Ciddi adam (kadın da tabii :)) gülemez, dans edemez, oynayamaz. Öyle hale getirilmiştir ki, kendisinin gardiyanı olmuştur.

İçten insan, içtenlikle gülebilir, dans edebilir, içtenlikle neşelenebilir. İçtenliğin, ciddiyetle ilgisi yoktur. Ciddiyet ruhun hastalığıdır ve ruhumuzu köleleştirir.

Yazının sonunda aksiyon için neler yapıyoruz hemen özetleyelim;

  • Zaman buldukça mizah dergisi okumaya çalışıyoruz.
  • Gülebilen, kahkaha atan insanlardan korkmuyoruz.
  • Neşemizi ne olursa olsun içimizde yaşamaya çalışıyoruz.
  • Bolca gülünecek ortamlara giriyoruz ya da bu ortamları yaratıyoruz.
  • Bir de çocuklarımızı gülebilsinler diye iyi yetiştirmek için şu eğitime bir göz atıyoruz.

duchenne-smile

Sevgilerimle.