“Nasıl, neden?” dediğinizi duyar gibiyim. Yanıtı çok basit; çünkü fazla ekmek yiyoruz!

Ülkemizde 7’den 70’e hepimiz onu çok seviyoruz. Sulu tencere yemeklerimize, salatanın suyuna, menemene, sucuklu yumurtaya banıyoruz. Yapısı ve üretim kolaylığı açısından kültürümüzle bütünleşmiş olan ekmek, sofralarımızın vazgeçilmezi.

Temeli Buğday, dünyada en fazla üretilen bitki; tarlada ekilmesi, bakımı, toplanması, öğütülmesi, depolanması ve pişirilmesi gibi buğdayın un haline gelmesinden, ekmeğe doğru olan aşamalarında oldukça fazla insan çalışıyor. Bu nedenle ekmekte un ve mayadan çok daha fazlası var.

İşte bu yüzden bunca emek; onun kutsal olmasının en önemli nedeni!

Un, su ve maya üçlüsü ile hazırlanan çok kolay bir yiyecek. İçine tuz, yumurta ve susam gibi ek besinler koyarak lezzetini değiştirmek de mümkün. Ancak ne yazık ki beyaz ekmek sağlıksız ve besin değeri düşük bir gıda olarak sofralarımıza geliyor. Kültür düzeyi gelişmiş toplumlar bu konuda bilinçli oldukları için özellikle beyaz ekmeği daha az tüketip diğer besinler ile öğünlerini dengeliyorlar.

Ama biz, Türkiye’de ortalama günlük enerjimizin yarısını ekmekten alıyoruz. Oysa özellikle çocuk yaşlarda hayvansal proteinlerin tüketilmesi gelişimde çok önemli rol oynar.

Eskiden beyaz ekmeğin içeriği zayıf ancak yiyeni zenginmiş, Romalılar beyaz ekmeği ilk ürettiklerinde maliyetli olduğu için yalnızca zenginler yiyebiliyormuş. Ancak çağımızın endüstriyel üretim teknolojileri bu durumu tersine çevirdi.

Beyaz ekmek üretiminde buğdayda yer alan çinko, folik asit, demir, B6, B12 elementleri yeterince alınamadığı için boy ortalamamızın, dünya ortalamasının altında kaldığı söyleniyor.

Yani beyaz ekmek yedikçe kısalıyoruz!

Peki, ne yapacağız?

Daha fazla anlatmayacağım, sizi hemen Ekmek Tutkumuz isimli eğitime yönlendireceğim, içerisinde neler yapacağınız çok güzel anlatılıyor.

Sevgi ve saygılarımla.