Bence yemekle ilişkiler arasında çok sıkı, gizemli ve eşsiz bir bağ var. İyi yemek yapan bir kadın müthiş bir enerji yayar, erkeğe annesini hatırlatır, becerikli ve duygusal olarak algılanır; böylece güzel kapılar açılır. Mutfağa giren erkek de kadına müthiş çekici gelir, hele bir de mutfakta el birliğiyle güzel yemekler çıkıyorsa, artık o sofranın tadına varılmaz. Birlikte yeni yemek keşifleri yapılır, zamanla çifte özel yemekler ortaya çıkar. Bunlara özel isimler verilir. Günün yorgunluğu akşam yemeğinin hazırlanmasıyla mutfakta yaşanan birlikte üretmenin keyfiyle, cilveleşmeleriyle atılır. Sonra da sofranın sohbetine doyum olmaz.

Yukarıdaki manzara her ne kadar romantik bir çifte uygun gibi görünse de, çocuklu ailelerde de aynı durum geçerlidir. İşin içerisine çocuklar da katılır. Sofranın hazırlığına yardım ederler, angarya işler ne kadar söylenseler de çocuklara yaptırılır. Bence çocuklara verilen işin türüne bakmadan onlara iş yapmayı öğretmenin müthiş bir fırsatıdır bu durum. Böylece çocuklar olgunlaşır, zamanla iç disiplinleri gelişir. Ailenin bir araya geldiği, sohbetlerin yapıldığı müthiş bir ortamdır sofra. Sofra adabı çocuklara verilirken, aynı zamanda güzel ve doğru yaşamanın adabı da verilmiş olur. Yemek bitince hemen kalkılmaz, paylaşımın en güzel ortamı olan sofrada sohbet devam eder, şakalaşmalar, gülüşmeler devam eder, varsa özellikle de kaygılar paylaşılır.

İşte ben bu yüzden, hem ilişkiyi hem de aile ortamını inanılmaz beslediği ve geliştirdiği için yemeğe çok (aşırı :)) önem veriyorum.

Günümüz modern kadınlarının da bu kadar fazla dışarıda yemek yeme merakını anlayamıyorum. Erkeklerin mutfağa girmemesini de anlayamıyorum. Tabii ki sürekli birlikte yemek yapmanın yoğun iş şartlarında sıkça olabilmesini beklemiyoruz, ama en azından hafta sonu veya sıkça birlikte yemek yapma ritüelleri için fırsat yaratılabilir.

İlişki aslında yemekle başlar; birlikte yenilen ilk yemek, ilk restoran randevusu, ortak zevklere hitap eden lezzetler asla unutulmaz. Etkileyici kadın ve erkekler, genelde damak tadı gelişmiş, rejim yapmayan, güzel bir yemeğin ardından enerjisi yükselen kişilerdir.

Yemek bir sanattır; el hüneri, ruhun enerjisi, umutlar, beklentiler, duygular, sevgi ve tutku pişirme sırasında yemeğe işler. Yeni nesil hanım efendilerimizin kafelerde yediği kalori hesabına dayalı salatalarla bu iş yürümez.

Kocasının ilgisizliği, yalnızlık ve aldatılmadan yakınan kadınlar; güzel yemek yapın, erkeği işin içine almak için motive edin ve çekici olun. O zaman ilişkiler kolay kopmaz. Son zaman romantik komedilerde işlenen temalarda bu durum bolca vurgulanıyor. İş yalnızca kadında bitiyor diye bir erkek üstünlüğü savunmuyorum tabii ki. Aynı durum erkek için de geçerli. Göbekli, sigara içip leş gibi kokan, sadece işi için tıraş olan, bakımsız, özensiz, ilgisiz bir adama muhteşem bir sofra hazırlasanız ne olur, belli ki değerlerini, başta da kendisine olan sevgisini yitirmiştir, birkaç kere yapar sonra siz de bıkar gidersiniz.

Ama yine de bence bir ilişkide yemek yapmayı bilmeyen kadın uzun vadede kaybeder; çünkü yemek kadın ve erkek arasında çok güçlü bir bağ kurar. Güzel ve tılsımlı, baştan çıkarıcı yemek yapabilen bir kadın erkeğin eve erken gitmesini sağlar, evin sıcak ve duygusal kalmasını da sağlar. Yemeği yiyen erkek farkında olarak ya da olmayarak kadına bağlanır. Erkekleri etkilemek (yönetmek :)) sanıldığından çok daha kolaydır.

Güzel bir akşam yemeğinde karşınızda oturup az yiyen veya diyet yemekler ya da salata yiyen zayıflama çabasında, eğlenmeyen ve sürekli planlar yapan bir kadın düşünün. Çevremdeki pek çok erkek çaresizlikten bu tür ilişkiler ve evlilikler yaşıyor.

Şöyle bol soslu makarnalar, sufle, deniz mahsulleri, acılı soslar, vanilya, çikolata, pizza gibi yiyecekler tutkuyu, mutluluğu körüklerken, sıkıcı yemekler ve bunları sıkça tüketenler ilişkiden de soğur. Kereviz ve pırasada ilişkiye dair bir boyut pek bulamazsınız :). Bu yüzden lütfen güzel bir sofrayı sağlık adı altında sabote etmeyelim. Bunları da yiyeceğiz elbette ama bence bunları iş yerinde öğlen yemeğinde tercih edin.

Üstelik aç kalan bir kadının erkeğe de hayrı olmaz, kadının kendisi aç, halsiz ve mutsuzken. Zayıf kadın güzeldir felsefesi de işte bu yüzden çatırdamış (alıntıdır). Geçenlerde okuduğum bir yazıda zayıf kadınların daha çok aldatılmaya başlandığını okumuştum. Erkekler bu yüzden zayıf kadınları artık tercih etmiyormuş. Modaya uyalım derken bir süre seviyor gibi yapmışlar (Bunları okudum alıntı yapıyorum). Şimdi yeniden balık etli kadınlar cazip hale gelmiş. Bir de zayıf kadınlar daha fazla botoks ve silikona başvuruyormuş ki bu durum her şeyi daha da sunileştiriyormuş.

E bu kadar yedik içtik, mutlu bir ilişkimiz de var, fazla kiloları ne yapacağız peki? Spor yapacağız elbette. Veya partnerimizle dans dersleri de alabiliriz, en kötüsü yürüyüşler yapabiliriz. Eğer güzel ve mutlu yaşamak istiyorsak bunun da bedelini ödemeliyiz değil mi? Üstelik spor ve hareketin yararları da yanında cabası.

Bu yüzden; yemeğe önem verelim, mutlu bir ilişki yaşayalım ve mutlaka sporumuzu da yapalım diyelim ve bitirelim. Bir de hızlı eğitimde bu konularda yaptığımız harika eğitimlere de göz atalım.

Sevgilerimle.