E-Learning ile ilgili avantajları daha önce birçok yazıda ele almıştım. Bilgiyi belirli bir disiplin altında hedefinize odaklı bir şekilde az ve öz sunularak erişmenizi sağlayan bu yöntem çağımızın en güçlü öğrenme araçlarından biri haline geldi. Şirketlerde de kullanımı giderek artıyor. Çünkü elearning’i kurumsal alanda doğru kullanabilmek öğrenen organizasyon olabilmekle birlikte yenilik ve rekabetçiliği de yanında getirdiği için çok önemli. Bu yüzden de yöntemi güçlendiren trendleri izlemek ve uygulamak başarı için gerekiyor. Sözü uzatmadan sizlere hemen yeni e-learning trendlerini aktarıyorum.

  1. Büyük Veri (BigData)

Artık sürekli veri toplayan ve analiz yapan teknolojilere sahibiz. Örneğin; internet kullanırken yaptığımız tıklamalar veri olarak kayıt altına alınıyor. Google bu verilerden yararlanarak internet kullanıcılarına çok daha iyi hizmet veriyor. Peki, büyük veriyi (analiz ederek) e-öğrenme için nasıl kullanabiliriz?

Bu süreçte, öncelikle e-eğitimlerin tamamlanma süre ve oranlarının istatistiklerini dikkate alarak daha derinlemesine fikir edinebilirsiniz. Kullanıcıların elearning platformunuzda ve içeriklerde ne şekilde gezindiklerini izlemek bunun için en etkili yöntem. Bu sayede kullanıcıların en çok nerede zaman geçirdiği ve nerelerde zorlandıklarıyla ilgili geribildirim raporları hazırlanabiliyor. Bu analizlere göre de yeniden düzenlenen portaller, modüller ve e-eğitimler kullanıcılarınıza çok daha yararlı bir hale getiriliyor. Gelin size kullanıcı davranış analizlerimizi gösterelim, bu analizler doğrultusunda nasıl daha iyi portaller ve e-eğitimler tasarlayabileceğinizi gösterelim.

  1. Oyunlaştırma (Gamification)

Oyunlaştırma giderek önemi artan bir kavram. Burada kast ettiğimiz kullan puan topla oyunlaştırması değil, bilginin oyun oynar gibi sunulmasından söz ediyoruz. Araştırmalara göre, kullanıcılar okuduklarının %10’unu ve duyduklarının %20’sini hatırlıyor. Sözlü bir sunum, görsellikle desteklenerek anlatıldığında bu değer %30’a çıkıyor. Anlatım sırasında biri konu uygulamalı olarak gösterildiğinde %50’ye ulaşılıyor. Ancak kullanıcılar simülasyon yardımıyla bilgiyi kendileri deneyimleyerek öğrendiklerinde %90’ını hatırlıyorlar. Bu nedenle kalıcı bilgi aktarımı için e-eğitimleri ciddi oyunlar şeklinde tasarlamalısınız.

  1. Kişiselleştirilme

İçeriğin kişisel istek ve gereksinimlere uygun hale getirilmesini kapsayan bir öğrenme biçimi ortaya çıkıyor. Öğrenme hızı kişiye göre ayarlandığından eğitim çok daha kişisel hale gelmiş oluyor. Bunu pratikte nasıl sağlayabiliyoruz? Kullanıcılara kendi öğrenme biçimlerine göre seçme fırsatı veriyoruz. Örneğin içerik sunumunda sadece okuma, ses veya görsel destekli video gibi farklı biçimleri seçmesine olanak sağlıyoruz. Hatta videoların akış hızını bile değiştirebiliyoruz. Bu sayede öğrenmeye karşı direnci kırarak katılımcıların eğitimden edineceği bilgi ve deneyimi daha da geliştiriyoruz…

  1. Mobil

Cep telefonu ve tablet gibi mobil cihazların kullanımı arttıkça öğrenim araç ve gereçlerinin bu cihazlar üzerinden kullanıcıya ulaştırılması yaygınlaşmaya başladı. Giderek de yaygınlaşacak. Mobil öğrenmenin sağladığı kolay erişim sayesinde öğrenme içeriğine kullanıcılar istedikleri her yerden, her an erişebiliyor. Hatta çeşitli öğrenme teknikleriyle birleşen kare kodlar, GPS ve diğer teknolojiler sayesinde istenen konuyu bulundukları yere göre alıp, yorumlayabiliyorlar. Bu sayede zenginleştirilmiş sanal gerçeklik için de sağlam bir temel ortaya çıkıyor.

  1. Zenginleştirilmiş Gerçeklik (Augmented – Reality)

Bir süredir “Zenginleştirilmiş Gerçeklik” uygulamaları yayınlaşmaya başladı. Simülasyona dayalı gerçek zamanlı öğrenme şimdilik ülkemiz için biraz pahalı olabiliyor, bunun için bütçe bulmakta zorlanabiliyoruz. Ancak Zenginleştirilmiş gerçeklik uygulamaları giderek yaygınlaşıyor. Konuma göre geliştirilmiş işlevsellikler, GPS verilerine bağlı, gerçek aktiviteleri, eğitimlerin kapsamını Apple Watch ve Google Glass ile genişletebilme, zenginleştirilmiş Gerçeklik uygulamalarının kullanıldığı alanlardan bazıları.

  1. MOOC (Massive Open Online Course)

Kitlelere açık çevrimiçi eğitim, yani Mooc’lar daha çok üniversiteler tarafından tercih ediliyordu. Ancak özellikle son yıllarda şirket ve kurumlarda da popüler olmaya başladı. Kalabalık gruplar halinde kurum içi çalışan eğitimleri, işe alınacak çalışan eğitimleri, beceri odaklı eğitimler, kurumsal sosyal sorumluluk projeleri, bilgi ve becerileri paylaşma, marka tanıtımını güçlendirme eğitimleri Mooc’ların kolaylık sağladığı alanlardan bazıları. Ama ben kurumsal alanda yalnızca Mooc’lardan içerik anlamında yararlanılacağını düşünüyorum, şirketlerde daha karmaşık çalışan eğitim ve gelişim yönetim süreçleri gerekliliği nedeniyle platform olarak bir çözüm olamaz.

  1. Kurumsal LMS’ler kalkıyor (mu)?

Bu konuda çeşitli söylentiler ortaya çıksa da henüz ciddiye alınacak bir veri yok. Çünkü tüm öğrenme sistemleri içinde, bulut tabanlı platformlar son iki yılda en çok büyüme kaydedenler oldu. Örneğin bizim CloudLMS’imiz de bu kategoriye giriyor. LMS endüstrisi de büyümeye devam ediyor. Hatta tahminler, Öğrenme Yönetim Sistemleri bütçesinin önümüzdeki üç yıl içerisinde %25 oranında büyüyerek 2018 yılında Dünya çapında 8 milyar dolara ulaşacağını gösteriyor. Bulut tabanlı öğrenme platformları geçen yıl %50’den fazla bir oranda büyüme kaydetti, hatta buna ülkemiz de dahil. Bir sürü yeni LMS üreticisi firma ortaya çıktı, hatta batanlar bile ortaya yeniden çıktı. Bence performans ve yetenek yönetimi destekli bulut tabanlı LMS’ lerde bir patlama olacak. Bu yüzden gelin size performans ve yetenek yönetimi destekleyen, yetkinliklerle ilişkilendirilmiş çeşitli içeriklerle birlikte CloudLMS’imizi sunalım, sonra gereksiz değiştirme maliyetlerine girmeyin, işe güzel ve risksiz başlayın.

  1. Standartlar “SCORM” mu Tin CAN API mi?

“Zapier” gibi sistemler, uygulama ve içeriklerle ilgili ara yüzlerin inanılmaz bir entegrasyonunu sağlıyor. Video kullanımı artmış durumda, mobil cihazlar farklı standartlarda giderek yaygınlaşıyor. LMS’ler arasında bir standart uyumsuzluğu yaşanıyordu. Hatta LMS’ler CRM gibi çalışmaya başladı, artık kullanıcıya özel hale gelmek için neler yapıyoruz. Kullanıcılara yıldız, rozet gibi rütbeler verilip, bu ödüllerin kullanıcının sosyal ağlarda paylaşmasını destekliyoruz. Yeni eğitimler oluşturulduktan veya güncellemeler yapıldıktan sonra, kullanıcılara otomatik bildirimlerin yollanması yeni LMS’lerin sunduğu bazı yararlar. Bunların yanında içerik oluşturmanın yorucu ve zaman alıcı bir süreç olmaması gerekiyor. İşte tüm bunlar SCORM gibi standartların sonunu da getiriyor. Artık dünya içerik oluşturmada otomasyona doğru ilerliyor, standartlarla uğraşacak zaman yok.

  1. ROI (Return on investment – Yatırımın geri dönüşü)

Verimli bir öğrenme süreci sağlayabilmek için, yatırımın getirisine odaklanmak önemli. Şimdi bakıyorum, bu işleri kendi içerisinde çözmeye çalışan kurumlar ortaya çıkıyor. Çirkin içeriklerle çalışanları e-öğrenme yorgunu hale getiriyorlar. Oysa bu işe pazarlama gözüyle bakmak gerektiğini başından beri söylüyorum, sonra da neden oturup ağlıyoruz; “bizde bir e-öğrenme platformu kurduk, içerikleri de Articulate vb yazılımlarla bizim arkadaşlar hazırladı, ama tutmadı bu iş, paralarımız boşa gitti.” E hak etmişsin, bu işe LMS satın alma gözüyle bakarsan olacağı budur tabii ki.

Yatırım maliyeti hesaplanmasından sonra ortaya çıkabilecek olumsuzluklara rağmen, e-öğrenmenin gerekliliğini gösteren gelişmeler, önemini artırmaya halen devam ediyor.

Evet sonuca gelirsek; teknoloji sizi her zaman karlı çıkarır. Geçmişe göre artık günümüzde, “sürekli öğrenme”, “öğrenen organizasyon”, “kurumsal akademi” gibi kavramlar şirketlerde giderek daha fazla yer edinmeye başladı. Bu kavramları dijital ortama entegre edilmiş etkili programlarla sunan yapılar ön plana çıkmaya başladı.

Ben çok mutlu ve heyecanlıyım. Zaten sürekli geliştirme yapmaktan başımızı halen kaşıyamıyoruz. Bizi seçmek isterseniz bakın burada nedenleri yazıyor. Pazarımızın gelişmesine devam etmedi ve keyifle üretmeye devam edebilmek dileğiyle.

Daha ayrıntılı bilgi için “İşte Elearning” kitabımı indirebilirsiniz.

Sevgilerimle.