Herkese merhaba, bu yazımı samimi bir dille kaleme alıyorum. Çünkü konu biraz sektörümüzdeki rekabetle ilgili. Normalde rakiplerle ilgili hiç yorum yapmam. Ama geçenlerde sektörümüzde faaliyet gösteren şirketlerden birinin yayınladığı makalelerden birisi gözüme çarptı. Başlık şu şekilde; “Bir E-Öğrenme İçeriği Geliştirme Hizmeti Neden Bu Kadar Pahalı?” yazıyı araştırırsanız bulabilirsiniz. E-öğrenme içerik geliştirme hizmetleriyle ilgili çok güzel bir maliyet analizi yapılmış, kendilerini tebrik ediyorum. Ancak ne yazık ki bence çizilen manzara gerçeği yansıtmadığı gibi işimizin yaygınlaşmasına zarar verici boyuta taşınmış, bu nedenle affınıza sığınarak yanıt hakkımı kullanıyorum.

Öncelikle şunun bilinmesi önemli; işimde tek bir hedefim vardır, o da Türkiye’nin en iyi e-öğrenme şirketi olmak ve bunu sürekli kılmak. Her gün bununla güne başlar, bununla yaşarım. Bu durum benim için öylesine bir tutkudur ki şirketimdeki her operasyonun içinde yaşarım. Satışa giderim, teknik destek veririm, kullanıcı mesajlarını okur hatta yanıtlarım, yönetim paneli eğitimi veririm, eğitim senaryoları yazarım, tasarım yaparım, video üretirim, bazen algoritma tasarlar hatta kodlara bile müdahale ederim. Tüm müşterilerimizde cep telefonum vardır ve bana kolayca ulaşılabilir. Özetle işime büyük bir tutkuyla bağlıyım.

Böyle olunca da doğal olarak işimi geliştiririm, ekibimle birlikte onların da desteğiyle sürekli yenilikler yaparız, bunları da açıkça paylaşır çalışma standartlarını yükseltiriz. Bu yüzden rakiplerimle yarışmak yerine kendimle yarışırım. Ama her zaman rakiplerimin iyi yaptığı işleri de takdir ederim. Emeklerine saygı duyarım. Asla haklarında olumsuz konuşmalar da yapmam. Her ne kadar aynı saygıyı karşıdan göremiyor olsak da nedenlerini zaten bu yazıyı okuduktan sonra sizler de anlayacaksınız.

Örneğin biz hiçbir müşterimizden e-öğrenme maliyetlerinin neden pahalı olduğuyla ilgili bir soru almıyoruz. Tam tersine verdiğimiz fiyatlar üzerinden toplu alıma göre değişken tatlı pazarlıklar yapılıyor. Bu doğrultuda fiyat stratejimizin de doğru olduğunu söyleyebiliriz. İşimizi kaliteli ve hızlı sunabilmek adına kendimizi, kullandığımız araçları ve yöntemleri sürekli geliştiriyoruz.

  • Bu işe 26 yıl önce ilk girdiğimiz yıllarda sadece LMS lisansı için kurumsal müşteriler rakip şirketlere dev bütçeler (250 bin TL LMS lisans fiyatları) ödüyordu, inanmayanlara teklifleri gösteririm, halen saklıyorum. İnanılmaz değil mi? Biz pazara girdiğimizde Türkiye’de e-öğrenme tutmaz, yatırım yapmaya değmez deniyordu. Biz bu durumu değiştirdik, çünkü işe pazarlama gözüyle baktık, önce çalışanlara sevdirdik, dijital öğrenmenin müşterilerimizde bir kültür haline gelmesini sağladık ve e-öğrenme projelerini ekonomik hale getirdik. Bütçeleri 10’da biri seviyelere çektik, üstelik bunu da hızlı üreterek yaptık.
  • İçerikler sesli PowerPoint slaytları şeklinde üretiliyordu, buna videolar ekledik, renkli çizgi animasyonlar, simülasyonlar, oyunlar ve yaratıcı konseptler tasarladık. Video oynatabilmek için müşterilerimizin IT birimleriyle kıran kırana bant genişliği mücadelesi yaptık.
  • Sonra e-öğrenmeyi buluta taşıdık. Bu sayede şimdi müşterilerimize sınırsız kullanıcıya sınırsız video paylaşım hizmetleri sunuyoruz. Üstelik hiçbir farklı bir servis sağlayıcı da kullanmıyoruz. E-eğitimlerimiz ister webden ister cepten izlenebiliyor, mobil deneyime engel olduğu için SCORM maskesiyle mücadele ettik, müşterilerimizi kendileri içerik üretebilsin ve kolayca ekleyebilsinler diye tüm bu yenilikleri ilk biz getirdik.
  • Mobilin önemini sürekli vurguladık, mobil uygulamaları şirketlerin dijital akademilerinin kurum kimliğine özel ayrı olarak yayınladık, bunun için bize buna hayır tepkisi veren ve tek bir uygulamaya yayınlayacaksınız diyen AppStore yönetimiyle aylarda mücadele ettik, ve bu hakkı kazandık. Üstelik mobil uygulama içerisine videolar indirilebiliyor ve kullanıcılar internet bant genişliklerini tüketilmeden eğitimleri izleyebiliyor.
  • SCORM gibi modası geçmiş standartları platformumuzda diğer şirketlerin içeriklerini çalıştırmamak için silah olarak kullanmadık. Tam tersine bizde içerik yayınlamak isteyenlere danışmanlık yaptık. Ofisimizde ağırladık, platformu anlattık. Pek çok farklı firmanın içeriklerini de platformumuzda halen ağırlıyoruz.
  • İçerik üretiminde adam gün fiyatları uygulamıyoruz. Slayt bazlı tasarım tiplerine göre birim fiyatları sektöre ilk biz getirdik. Bu sayede müşterilerimiz baştan bir kere bizimle anlaşır ve ilerler, sonra bir iş vereceği zaman bu ne kadar tutar diye düşünmez.
  • Rakiplere satış kaybettiğimizde hayırlısı olsun ilerde umarız çalışırız diyerek müşterimize teşekkür ettik. Ama rakipler satış kaybettiğinde bizi her zaman kötüledi. Bizden eleman transfer ettiler. Biz bunlara hiçbir zaman ihtiyaç duymadık. Çalışanlarımızı kendimiz yetiştirdik, sektörün okulu olduk ve yolumuza devam ettik.
  • Bizim platform ve içerik lisanslarında kullanıcı sınırlaması yoktur, havuza odaklanırız, Türkiye’nin en büyük e-öğrenme projelerini de biz yaptık. Açıkçası izninizle bu konuda mütevazi olamayacağım. Hatta bizim bitirdiğimiz projelerin bakımını ısrarla düşük maliyetle almaya çalışırlar, referans olsun diye. Çünkü karlılığa değil pazar payına odaklanıyorlar. Piyasayı domine etmek istiyorlar, olsun etsinler, biz hızlı, ekonomik, butik ve yaratıcı kalmaya devam edeceğiz.
  • Ayrıca platform içerisinde e-eğitimlerle entegre kapsamlı 360 derece değerlendirme, gelişim planlama, yetkinlik değerlendirme ve performans gibi ek insan kaynakları modülleri de geliştirdik. Hatta Cloud ortamında o kadar ileri düzeyde geliştik ki, düşünün CloudLMS’imizi intranet amaçlı kullanan pek çok müşterimiz de var.

Özetle, kim ne derse desin;

Türkiye’de e-öğrenmeyi biz yaratıcı ve ekonomik hale getirdik ve yaygınlaştırdık.

Bu nedenle eleştirdiğim yazıda olduğu gibi gidip te bizde 1 günde üretilecek 40 slaytlık bir e-öğrenme içeriğine 17 bin TL gibi bütçeler sakın ödemeyin, üstelik tasarımı için 1 ay gibi süreler de beklemeyin. Kullandığımız onlarca araç, devasa görsel ve animasyon arşivimiz ve tüm bunlara yetkin muhteşem ekibimizle 40 slaytlık bir işi A tipi bir kaliteyle de yapsak, yani hikayeli etkileşimli bir stilde ilerlesek bunun neredeyse yarısından azına bütçeleri kolayca sunabiliyoruz.

Şimdi düşünün, bir şirket, 60-100 bin TL gibi bütçeleri LMS’e ayıracak, ayda 2-3 profesyonel tasarlanacak içeriğe 40-50 bin TL bütçeler ayırabilir mi? Sonra da e-öğrenmeyi şirket bünyesinde kültür haline getirebilir mi? Üstelik her içerik üretimi için de 1-2 ay süreler bekleyebilir mi? Sonra da dijital öğrenmeyi kurumu içerisinde kullanabilir mi? Yanıtını size bırakıyorum.

Örneğin biz burada okuyacağınız projeyi 2 ayda tamamladık, hemen tıklayın röportajı okuyun ve inceleyin! Biraz tepkili ve sürçülisan ettimse affınız dileğiyle, ama inanın hepsi, işimin tüm odağında olan siz değerli müşteriler için.

Sevgi ve saygılarımla.