Hız ve hacim artarken, performans yerinde mi sayıyor?
İK ve eğitim dünyasında yapay zekâ üzerine yürütülen tartışmalar, teknolojinin yetersizliğinden değil, bizim onu kullanma biçimimizden dolayı hayal kırıklığı yaratıyor. Bugün karşımıza çıkan “yapay zekâ destekli” araçların çoğu, aslında on yıl önce yaptığımız işlerin aynısını sadece biraz daha hızlı yapıyor. İçerik üretim süreçleri hızlandı, oryantasyon programları devasa ölçeklere ulaştı, uyum eğitimleri (compliance) artık saniyeler içinde binlerce kişiye atanabiliyor. Ancak çıktılara yakından baktığımızda değişen pek bir şey olmadığını görüyoruz: Metot aynı, yaklaşım eski, sadece hacim daha yüksek.
Eğitim ve gelişim departmanları olarak geçmiş karnemiz, iş sonuçlarına doğrudan etki etme noktasında her zaman parlak olmadı. Araştırmalar, sunduğumuz müdahalelerin anlamlı bir performans değişikliğine dönüşme oranının sandığımızdan düşük olduğunu gösteriyor. Hal böyleyken, elimizdeki bu dönüştürücü gücü sadece statükoyu otomatize etmek için kullanmak büyük bir fırsat maliyetidir. Yapay zekâyı, katalog dolusu e-öğrenme modülü üretmek yerine; performansın gerçek gerekliliklerini keşfetmek ve ihtiyacın doğduğu anda (point of need) bağlama duyarlı destek sunmak için kullanmayı neden konuşmuyoruz?
Türkiye’den Bir Bakış: Üretim ve Sanayi Sektörü
Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olan otomotiv yan sanayisini düşünelim. Yapay zekâyı sadece iş güvenliği videolarını daha hızlı üretmek için kullanırsanız, sadece “hızlı bir operasyon” yapmış olursunuz. Ancak InfinityLMS gibi akıllı altyapılarla bu teknolojiyi; operatörün hata yaptığı kritik anda ona özel simülasyonu getiren veya usta-çırak ilişkisindeki o örtük bilgiyi (tacit knowledge) analiz edip dijital bir koça dönüştüren bir sisteme entegre ederseniz, işte o zaman gerçek bir verimlilikten bahsedebiliriz.
Bir Dönüşüm Anekdotu
Geçenlerde bir genel müdür dostumla sohbet ediyorduk. “Yapay zekâ ile içerik üretim maliyetlerimizi %70 düşürdük,” dedi gururla. “Peki,” dedim, “bu içerikler çalışanların sahadaki problem çözme hızını ne kadar artırdı?” Sessiz kaldı. Çünkü odak noktası “daha ucuz ve daha çok” üretmekti, “daha etkili” olanı bulmak değil. Yapay zekâ bir sihirli değnek değil; eğer kötü bir süreci otomatize ederseniz, elinizde sadece “hızlı işleyen kötü bir süreç” kalır.
Sonuç
Liderlik, teknolojik trendleri kopyalamak değil, teknolojiyi stratejik bir kaldıraç olarak kullanma cesaretini göstermektir. Yapay zekâ bize “ne yapabildiğimizi” değil, “neyi farklı yapmamız gerektiğini” sorgulatan bir ayna tutmalı. Amacımız içeriği çoğaltmak değil, performansı kalıcı kılmak olmalıdır.
“Teknoloji, kötü bir stratejiyi hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz.”
“Mesele araçların ne kadar akıllı olduğu değil, bizim o araçlarla ne kadar akıllıca hedefler koyduğumuzdur.”
Umarım yararlı olmuştur, sevgi ve saygılarımla.
