Trendlerin gürültüsüne kapılmadan, kurumunuzun gerçek yetkinlik ve gelişim ihtiyaçlarına odaklanmanın tam zamanı.
Herkese merhaba. Zaman gerçekten su gibi akıp geçiyor; dünya üzerimize yıkılırken yoğun gündemlerin arasında bir bakmışız Nisan ayındayız.
Son dönemde incelediğim pek çok sektör raporunda, yöneticilerin karşılaştığı “en büyük zorluk” sorusuna verilen cevap hep aynı: Yapay zekâ. Başka hiçbir teknoloji için bu dili kullanmıyoruz. Geçmişte kimse “Yeni bir bulut sistemine geçmek birincil stratejik zorluğumuzdur” demezdi. Eskiden, önce kurum içindeki sorunları belirler, ardından bunları çözecek teknolojileri seçerdik. Yapay zekâ ise bu denklemi tamamen tersine çevirdi ve benimsenmesi gereken acil bir “zorluk” olarak masaya kondu.
Özellikle eğitim ve gelişim ekiplerinin üzerinde öylesine bir “geri kalma” korkusu yaratıldı ki, bir teknolojiyi entegre etmek başlı başına bir amaca dönüştü. İş akışlarını incelemeden, ölçme-değerlendirme süreçlerini netleştirmeden, sadece bir aracı indirip birkaç gün kurcalamak bir deney değildir. Bir deneyin hipotezi ve somut sınırları olur; gerisi sadece vakit kaybıdır. Eğer birileri size yapay zekanın şu anki en büyük önceliğiniz olması gerektiğini söylüyorsa, size ne satmaya çalıştıklarını sorgulayın. Teknoloji sadece isteğe bağlı bir araçtır. Asıl yapmamız gereken; ekiplerimizin saha süreçleri, işe uyum (onboarding) ve yetkinlik gelişimi gibi temel dertlerini doğru teşhis etmektir.
Kendi adıma, gerçekten devrimsel bir atılım olana dek bu konudaki gürültüden biraz uzaklaşıyorum. İşimizin arka planında verimlilik için kullanmaya devam edeceğim ancak odağımızı artık o “gerçek” kurumsal problemlere çevirmenin vaktinin geldiğine inanıyorum.
Saha Gerçeklerinden Bir Örnek
Türkiye’nin önde gelen perakende zincirlerinden biri, mağaza müdürlerinin gelişim süreçlerini hızlandırmak için karmaşık bir yapay zekâ asistanı yatırımı yapmaya hazırlanıyordu. Ancak sahada yapılan derinlemesine analiz, asıl ihtiyacın algoritmalar değil, kesintisiz ve yapılandırılmış bir içerik yönetimi olduğunu gösterdi. Çalışanların mağaza içinde güncel prosedürlere hızla ulaşabilmesi ve basit bir geri bildirim döngüsü, süslü teknoloji hayallerinden çok daha hızlı bir dönüşüm yarattı. Doğru kurgulanmış bir InfinityLMS altyapısının, en popüler teknolojilerin bile gözden kaçırdığı temel eğitim ve uyum dertlerine nasıl kalıcı bir derman olduğunu burada net bir şekilde gördük.
Toplantı Odasından Kısa Bir Anekdot
Geçtiğimiz aylarda Levent’te katıldığım üst düzey bir yönetim toplantısında, direktörlerden biri masaya vurarak, “Bu çeyrekte acilen bir yapay zekâ projesini hayata geçirmeliyiz, rakiplerin gerisinde kalıyoruz!” dedi. Kendisine, “Harika, peki bayilerimizin hangi somut iş sorununu ya da operasyonel tıkanıklığını bu projeyle çözeceğiz?” diye sorduğumda odada derin bir sessizlik oldu. Ortada çözülmesi gereken bir sorun yoktu, sadece modaya uyma telaşı vardı.
Sonuç
Gerçek liderlik, bitmek bilmeyen trendlerin yarattığı gürültünün ortasında ekibini sakin tutabilme ve asıl hedefe odaklayabilme becerisidir. Teknoloji hiçbir zaman bir sihirli değnek olmamıştır; o sadece güçlü bir kaldıraçtır ve o kaldıracın hangi kurumsal problemi çözeceğini belirlemek yöneticinin asli görevidir.
“Elinizde sadece bir çekiç varsa, her şeyi bir çivi olarak görmeye başlarsınız.” – Abraham Maslow
Umarım yararlı olmuştur, sevgi ve saygılarımla.
