Hız sadece bir rakamdır, yön ise stratejidir.
Üst düzey yöneticilerin bir proje güncellemesinde sorduğu o meşhur soruyu hepimiz biliriz: “Yeterince hızlı ilerliyor muyuz?” Bu soru kulağa makul gelse de aslında eksik bir perspektifin ürünüdür. Ürün yönetimi dünyasında “hız” (speed) ve “vektörel hız” (velocity) arasında hayati bir fark vardır. Hız, sadece ne kadar çabuk hareket ettiğinizi söyler; vektörel hız ise ne kadar hızlı gittiğinizle birlikte nereye gittiğinizi de tanımlar.
Yönü olmayan bir hız, sadece bir telaştan ibarettir. Kurumsal kaynakların büyük bir kısmı, nereye gittiği belli olmayan bu anlamsız hareketlilik içinde kaybolup gider. Eğer varış noktanız net değilse, raporladığınız tek şey “faaliyet” olur. Oysa faaliyet; ne kadar etkileyici görünürse görünsün, her zaman “ilerleme” anlamına gelmez. Gerçek başarı, yaptığınız işin sizi arzu edilen iş sonucuna yaklaştırıp yaklaştırmadığıyla ölçülür.
Türkiye’den Bir Bakış: Teknoloji ve Yazılım Sektörü
Türkiye’nin hızla büyüyen oyun veya fintech girişimlerini düşünün. Ekipler gece gündüz kod yazıyor, onlarca yeni özellik (feature) yayına alınıyor olabilir. Eğer bu özellikler kullanıcının gerçek bir sorununa dokunmuyor veya şirketin ana stratejisiyle örtüşmüyorsa, o ekip sadece “hızlı” hareket ediyordur, “yol katetmiyordur”. InfinityLMS gibi performans odaklı sistemleri kurgularken de aynı hataya düşüyoruz; binlerce içerik üretmek ve tamamlanma oranlarını %100 yapmak bir “hız” göstergesidir. Ancak bu içeriklerin çalışan yetkinliğini artırıp artırmadığına bakmıyorsak, sadece yerimizde sayıyoruzdur. İşte LearnOps’u bu nedenle oluşturduk.
Bir Strateji Anekdotu
Bir keresinde çok agresif büyüme hedefleri olan bir holdingin eğitim departmanıyla çalışmıştım. “Bu ay 50 yeni eğitim videosu bitirdik,” diye gururla rapor veriyorlardı. “Harika,” dedim, “peki bu videolar sahadaki hangi performans açığını kapattı?” Cevap derin bir sessizlikti. Çünkü yön belirlenmemişti; sadece video üretme hızına odaklanılmıştı. Oysa stratejik bir yaklaşımla, belki sadece 5 doğru müdahale ile çok daha büyük bir iş etkisi yaratılabilirlerdi. Önemli olan çok iş yapmak değil, doğru yönde sürdürülebilir bir mesafe almaktır.
Sonuç
Liderlik, ekipleri koşturmak değil, onlara doğru pusulayı vermektir. “Yeterince yapıyor muyuz?” sorusunu bırakıp, “Savunabileceğimiz bir yönde, sürdürülebilir bir tempoda mı ilerliyoruz?” sorusuna odaklanmalıyız. Ancak o zaman faaliyetten performansa geçebiliriz.
“Yanlış yöne giden bir gemide, ne kadar hızlı gittiğinizin hiçbir önemi yoktur.”
“Meşguliyet, genellikle disiplinli bir düşüncenin eksikliğini gizlemek için kullanılan bir maskedir.”
Umarım yararlı olmuştur, sevgi ve saygılarımla.
