Alkışlar, anketler ve tebrikler “öğrenme gerçekleşti” anlamına gelmez
Geçtiğimiz hafta katıldığım iki farklı etkinlikte şunu bir kez daha fark ettim: Katılımcıların ilgisi, enerjinin yüksek olması ve kimsenin uyumaması harika birer duygu. Ancak “salondan gelen geri bildirim”, doğası gereği nazik ve anlıktır; bu yüzden de çoğu zaman eksiktir. İnsanlar o anki genel deneyime puan verirler, bilginin ne kadar net aktarıldığına veya kurgunun onları ne kadar ileri taşıdığına değil. Gerçek gelişim, alkışlar dindikten sonra kendi içimize dönüp yaptığımız o “dürüst” analizde gizlidir.
Bir eğitmen veya lider olarak, sadece sahne performansımıza değil, içeriğin ulaşıp ulaşmadığına dair üç temel alanda kendimizi sorgulamalıyız: Sunum becerisi, teknik kusursuzluk ve içeriğin yarattığı asıl etki.
Türkiye’den Bir Bakış: Bayi Toplantıları ve Eğitim Kampları
Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce bayiye yeni bir satış stratejisini anlattığınızı hayal edin. Sunum bitince herkes elinizi sıkar, “Çok iyiydi” der. Ancak sahada işler değişmediğinde sorunun sunumda mı yoksa içerikte mi olduğunu anlamak zordur. Eğer InfinityLMS gibi veriye dayalı altyapılar kullanıyorsanız, sunum sonrasındaki etkileşim oranlarına ve uygulama testlerine bakarak salonun size söylemediği o boşlukları görebilirsiniz. Belki de sunum çok etkileyiciydi ama “metrik zinciri” dediğimiz o can alıcı nokta, o hengamede kaybolup gitmişti.
Bir Anekdotu
Bir keresinde teknik bir lansman sırasında slaytlarımın açılmadığı bir talihsizlik yaşamıştım. Hazırlıklıydım, görseller olmadan da konuyu anlattım ve salonun tepkisi muazzamdı. Ancak ertesi gün katılımcıların geri bildirimlerine baktığımda, konunun teknik detaylarının zihinlerde tam oturmadığını gördüm. Salon nezaketinden dolayı “Sorun yok” demişti ama öğrenme eksik kalmıştı. O günden sonra tüm sunumlarımı, katılımcıların kendi cihazlarından da takip edebileceği bulut tabanlı bir yapıda yedeklemeye başladım. Artık teknolojiye değil, içeriğin her koşulda ulaşılabilir olmasına güveniyorum.
Sonuç
Gerçek bir lider, sadece kalabalıkları etkilemekle yetinmez; aktardığı bilginin kalıcı bir yetkinliğe dönüşüp dönüşmediğini dert edinir. Öz-eleştiri, egoyu bir kenara bırakıp performansı merkeze koyma sanatıdır. Kendi performansımızı bir veri gibi okumadığımız sürece, sadece “iyi vakit geçirilen” oturumlar yapmaya devam ederiz.
“Geri bildirim bir hediyedir, ancak en değerli geri bildirimi aynaya bakmayı bilenler alır.”
“Hata yapmak bir kazadır, ancak hatayı analiz etmemek bir tercihtir.”
Umarım yararlı olmuştur, sevgi ve saygılarımla.
