Öğrenme Tasarımı

Bu Eğitim Sahada İşe Yaradı mı? Nereden Biliyoruz?

Eğitim sonu sınavında herkes geçti. Bu, hiçbir şeyin kanıtı değil. O sınav insanların yirmi dakika önce okuduklarını ölçüyor. Yerine koyabileceğiniz dört şey var ve dördü de yarın yapılabilir.

İÖ İlkay Öztürk
· · 6 dk okuma
Bu Eğitim Sahada İşe Yaradı mı? Nereden Biliyoruz?

Eğitim sonu sınavında herkes geçti. Bu, hiçbir şeyin kanıtı değil.

Otuz yıldır aynı sahneyi izliyorum. Eğitim tamamlanır, katılım yüzde doksan beş çıkar, memnuniyet anketi güzeldir, sınav ortalaması yüksektir. Rapor yönetime gider, yönetim başını sallar, dosya kapanır.

Aradan iki ay geçer. Sahada hiçbir şey değişmemiştir. Kimse bunu eğitimle ilişkilendirmez, çünkü ortada eğitimin işe yarayıp yaramadığını gösterecek tek bir sayı yoktur. Sadece sınav notu vardır ve sınav notu insanların yarım saat önce okuduklarını ölçer.

Bu yazıda önce o sınavın neyi ölçmediğini anlatacağım. Sonra da yerine koyabileceğiniz dört şeyi. Dördü de basit, dördü de yarın yapılabilir.

Sınav neden bir şey söylemiyor

Eğitim sonu sınavı yanlış bir şey değil. Sadece sandığımız şeyi ölçmüyor.

Kişi yirmi dakika önce okuduğu bir cümleyi hatırlıyor mu, onu ölçüyor. Hatırlıyor tabii. Metin hâlâ aklında, ekran hâlâ gözünde.

İki hafta sonra aynı soruyu sorsanız cevap değişir. Bunu bilmiyoruz, çünkü kimse iki hafta sonra sormuyor.

Bir de şu var. Sorular genelde "kural nedir" diye sorar. Kuralı okuyan herkes bilir. Sahada zorlanan kişi kuralı bilmediği için değil, o kuralı gerçek bir anın ortasında uygulamak zorunda kaldığı için zorlanır.

Yani elimizdeki tek ölçüm, en kolay soruyu, en kolay zamanda soruyor.

1: Aynı sınavı üç hafta sonra bir daha yapın

En kolay iyileştirme bu. Yeni soru yazmanıza bile gerek yok.

Eğitim bitince sınavı yapın, notu alın. Üç hafta bekleyin ve aynı sınavı bir daha açın. Elinizde iki sayı olur ve aradaki fark size şunu söyler:

Not düştüyse öğrenilmemiş, ezberlenmiş. Not aynı kaldıysa gerçekten bir şey yerleşmiş. Not yükseldiyse de zaten biliyorlardı, siz onlara bildikleri şeyi anlatmışsınız.

Üçü de işinize yarayan bilgi. Bugün üçünü de bilmiyoruz.

Hatırlamanın kendisinin öğrenmeyi güçlendirdiği de ölçülmüş bir şey; kişiye tekrar okutmak yerine hatırlatmak kalıcılığı artırıyor (Rowland, 2014). Yani ikinci sınav sadece ölçmüyor, aynı zamanda biraz da öğretiyor. İki işi bir arada yapan nadir şeylerden biri.

2: "Kural nedir" demeyin, "ne yaparsın" diye sorun

Sınavdaki soruların hepsi hatırlama sorusu olmasın. Bir tane bile yeter, ama gerçek olsun.

Şöyle bir soru düşünün. Müşteri sözleşmede olmayan bir indirim istiyor. Yöneticiniz izinde. Teklifin süresi bugün doluyor. Ne yaparsınız?

Bu soruyu kuralı ezberleyerek geçemezsiniz. Tartmanız gerekir.

Böyle bir soru hazırlamak, kırk slaytlık bir modül hazırlamaktan uzun sürer. Buna değer, çünkü ölçtüğü şey başka. Diğerleri "okudu mu" diye sorar, bu "yapabilir mi" diye sorar.

Bir de kolaylık var: yanlış şıkları uydurmanıza gerek yok. Sahada insanların gerçekten yaptığı hataları koyun. Ekibinize "son altı ayda bu konuda ne tür hatalar gördünüz" diye sorun, cevaplar şıklarınız olsun.

3: Zaten baktığınız bir sayıyı seçin

Eğitimin işe yarayıp yaramadığını anlamak için yeni bir ölçüm sistemi kurmayın. Kurumda zaten takip edilen bir rakam var.

Hata sayısı. Müşteri şikâyeti. İade. Fire. İş kazası. Yeni girenin işe alışma süresi. Denetimden gelen bulgu sayısı.

Eğitimden önce bu sayı neydi, üç ay sonra ne oldu, ona bakın.

Bunu yaparken tek bir kural var: sayıyı eğitimden önce seçin. Sonradan bakıp "şu da düşmüş" demek kolaydır ve genelde yanıltır. Önce seçerseniz, sayı size hayır deme şansına da sahip olur.

4: Amire sorun

Sınav kâğıdının göremediği tek yer saha. Oraya bakan tek kişi de ilk amir.

Ama amire "nasıl gidiyor" diye sormayın, cevap alamazsınız. Tek bir davranış sorun ve gördü mü görmedi mi, onu işaretlesin.

"Vardiya devrinde bir önceki vardiyanın açık işlerini sözlü olarak aktarıyor mu?" Bu bir soru. "İletişimi iyi mi?" bir soru değil.

Bunu iki haftada bir sorun ve doksan saniyeden uzun sürmesin. Uzun form doldurulmuyor, doldurulmuş gibi yapılıyor.

Dördü de kusurlu, bunu bilerek kullanın

Bu dört ölçümün hiçbiri kesin sonuç vermiyor.

Üç hafta sonraki sınav düştüyse suçlu eğitim olmayabilir. Belki kişi o konuyu hiç kullanmadı, belki araya izin girdi.

İş göstergesi de yüzlerce şeyden etkilenir. Şikâyet sayısı düştüyse bunu eğitime yazmak için erken; belki kampanya bitti, belki yeni bir ürün geldi.

Amirin verdiği şey de olgu değil, izlenim. Hatırladığını yazıyor, saymıyor.

Ama dördü aynı yönü gösteriyorsa elinizde bir şey var demektir. Tek başına hiçbiri kanıt değil; dördü birden bir gösterge.

Zaten kurumda kanıt aramıyorsunuz. Karar verecek kadar sağlam bir gösterge arıyorsunuz. İkisi farklı şeyler ve ikincisi ulaşılabilir.

Bunun ekrandaki karşılığı

Eğer biraz da kendi tarafımdan söz edersem: Bu dördünün bir kısmı bugün platformda var.

Gözlem formundaki sorular eğitimlerle eşleştirilebiliyor. Eğitim Etkinliği raporu da eğitimi alanlarla almayanlar arasındaki farkı rakamla veriyor. Yani üçüncü ve dördüncü madde kurulu durumda.

Birinci maddenin karşılığı, yani program bittikten haftalar sonra kendiliğinden açılan gecikmeli kontrol, üzerinde çalıştığımız konu. Henüz yayında değil. Neden yaptığımızı da bu yazı anlatıyor: unutma eğrisini bugün hiçbirimiz görmüyoruz.

Her hafta neyin çıktığını buradan takip edebilirsiniz: infinityelearning.com.tr/yenilikler

Son söz

Eğitim sonu sınavını kaldırmayın. Kalsın, ilk kayıt için de lazım.

Ama tek başına ona bakıp "eğitim tuttu, öğrenildi" demeyin. O sınav size sadece şunu söylüyor: insanlar yirmi dakika önce okuduklarını hatırlıyor.

Bir dahaki eğitimde tek bir şey deneyin. Aynı sınavı üç hafta sonra bir daha açın.

O iki sayı arasındaki fark, bugüne kadar hiç bakmadığınız yerdir.

Bu yazıyı beğendin mi?

Bültene abone ol, yeni yazılardan haberdar ol.