E-Öğrenme

Genel Müdürünüz LMS'inize Hiç Girmiyorsa!?

22 Eylül'de ilk canlı oturumu yaptık ve sorduk: sizde portala hiç girmeyenler kim? Cevaplarda stajyerler, saha ekipleri ve akıllı telefonu olmayanlar vardı. Bir de yöneticiler. Odadaki hiç kimse yüzde 95'lik tamamlama oranını marka saymadı.

İÖ İlkay Öztürk
· · 4 dk okuma
Genel Müdürünüz LMS'inize Hiç Girmiyorsa!?

22 Eylül sabahı Kurumsal LMS'inizi Markalaştıralım Sertifika Programımız doğrultusunda canlı oturumumuzun ilkini yaptık. Bu oturumda dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var, ekrana yansıtılan sorulardan birisi şuydu:

"Sizde portala hiç girmeyenler kim? Tek kelime ya da kısa bir öbekle yazın."

Cevaplar akmaya başladı. Stajyerler. Saha ekibi. Mavi yaka çalışanlar. Akıllı telefonu olmayanlar. İş yükünden fırsat bulamayanlar. Ama müşterilerimizden birisi şunu yazdı: "şifresini hatırlamak istemeyenler :)"

Ardından bir grup cevap daha geldi: Yöneticiler. Üst yöneticiler. Direktörler, muhasebe ve finans gibi yoğun departmanların yöneticileri.

Ne yazık ki bu soruyu cevaplayanların üçte biri, hiç girmeyenler arasında şirketteki kendi yöneticilerini saydı.

Bu neden önemli

Bir akademinin kurum içinde tanınması, içerik sayısıyla ilgili değil. Kimin oraya girdiğiyle ilgilidir.

Bir genel müdür ve yardımcısı portala hiç girmiyorsa, o portal kurumda "bizim akademimiz" değil, İK'nın yürüttüğü bir zorunluluk ekranıdır. Çalışan bunu kimse söylemeden anlar. Yöneticisinin açmadığı bir ekranı kendi isteğiyle açmak için bir sebep bulamaz. Sırf bunun için Ekibim ekranımızla kendimizi paralıyoruz hatta, detaylı bilgi: https://youtu.be/jAM85fdmobc?si=gVPG2u7ATNCMM6UB

İşin ters tarafı da var. Aynı listede saha ekipleri ve akıllı telefonu olmayan çalışanlar da vardı. Onlarınki bir sahiplenme sorunu değil, bir erişim sorunu. İkisi aynı listede yan yana duruyor ama çözümleri birbirinin tam tersi: biri yönetim masasında, diğeri cihaz ve şifre tarafında çözülür.

Bu ayrımı yapabilmek için önce listeyi görmek gerekiyor.

Grubun zaten bildiği şey

Oturumda ikinci bir soru sordum. İki kurum tarif ettim.

A kurumunda zorunlu atamalarda tamamlama yüzde 95, ama kimse kendi isteğiyle bir eğitim açmıyor. B kurumunda tamamlama yüzde 40, ama insanlar kataloğa kendiliğinden giriyor. Sizce hangisi markalaşmış bir LMS'tir?

Dokuz kişi cevapladı. Altısı B dedi, kalan üçü "ikisi de marka değil" dedi.

Yani odadaki hiç kimse yüzde 95'lik tamamlama oranını marka saymadı. Bu durum bana çok umut verici geldi. Yıllarca yönetim sunumlarının tepesinde duran o rakam, işi sahada yapan insanlar için artık tek başına hiçbir şey anlatmıyor.

Üçüncü soru bir vakaydı: 800 çalışan, iki yıllık portal, tamamlama yüzde 88, aylık giriş 415. Sizce bu kurumun asıl sorunu ne?

On kişiden beşi "akademinin bir kimliği yok" dedi. Üçü "duyuru ve iletişim yok" dedi. İçeriği yetersiz bulan yalnızca bir kişi çıktı.

Bakın buna çok dikkat edin. Kurumlar bize genelde içerik sormaya geliyor. Kendi verisine bakan eğitim profesyonelleri ise sorunu içerikte görmüyor.

Peki duyuru yapmıyorlar mı?

Evet, kesinlikle yapıyorlar. Çoğu müşterimiz akademisiyle ilgili son duyurusunu o hafta yaptığını söyledi.

Burası oturumun en düşündürücü yeriydi. Duyuru var, içerik var, atama var. Ama portal yine de sönük kalıyor.

Çünkü duyuru bir kimliğin yerine geçmiyor. Her ay bir mail atmak, o akademiye bir ad, bir vaat ve tanınan bir yüz kazandırmıyor. Duyurunun işe yaraması için önce duyurulacak bir şeyin olması gerekiyor.

Rakamı görmek yetmiyor, sebebini yazmak gerekiyor

Oturumda herkes kendi portalının karnesine baktı. Slayt izlemedi, kendi rakamına baktı.

Orada şunu fark ettik: sistem size kırk kişinin üç aydır giriş yapmadığını söyleyebiliyor, ama neden girmediğini söyleyemiyor. Onu yalnızca o kurumu tanıyan kişi bilir.

Depoda ortak bir bilgisayar vardır ve şifre kimsede durmaz. Bir bölümde yaz boyunca sayım olmuştur. Bir ekip yeni bir sisteme geçmiştir, herkesin dikkati oradadır.

Bunların hiçbiri veritabanında yazmaz. Rakamın yanına sebebini elle yazan kişi aradaki farkı kapatmış olur. Yöneticinize "giriş düştü" demekle "giriş düştü, çünkü depoda ortak hesap kullanılıyor, çözümü de şu" demek arasında dağlar kadar fark var.

Karne ekranında sebebi bu yüzden sistem seçmiyor, siz seçiyorsunuz.

Bundan sonrası

İlk oturum tamamlandı, katılımcılara ilk görevleri gitti: kendi akademilerinin karnesini çıkarmak. Oturum sonunda "kendi portalımın verisini okuyup yorumlayabilirim" diyenlerin ortalaması beş üzerinden dört oldu.

Ekranı ilk kez açacaklar için kılavuzumuz da hazırlandı. Karne ekranımızı tüm InfinityLMS müşterilerimize de açtık; hangi kart neyi sayıyor, terk noktası nasıl okunur, yıldızlı hedef ne işe yarar, 90 günlük hedefler nasıl oluşturulur.

Ve sertifika programımız devam ediyor, son olarak benim için ilk oturumdan çıkan en net cümle, eğitim tasarımı değil: "Bir akademiyi en çok, yöneticisinin hiç açmadığı bir ekran olmak yıpratıyor!" oldu. Üzücü ama mücadeleye devam.

Sevgilerimle.

Bu yazıyı beğendin mi?

Bültene abone ol, yeni yazılardan haberdar ol.