Öğrenme Tasarımı

Aynı Eğitim, İki Ad: Birine %39 Daha Fazla Kişi Kaydoldu

Aynı yedi eğitim iki ayrı adla duyuruldu. Bilgi vaat eden adlar, davranış vaat eden adlardan ortalama %39 daha fazla kişi topladı. Yani kapıyı açan ad, işi değiştiren ad değil. Peki sizin eğitimlerinizin adını kim koydu?

İÖ İlkay Öztürk
· · 3 dk okuma
Aynı Eğitim, İki Ad: Birine %39 Daha Fazla Kişi Kaydoldu

Geçen hafta mesleğimizin adını tartışan bir yazı okudum. Eğitim mi diyeceğiz, öğrenme ve gelişim mi, performans geliştirme mi? Bir yerinde duraksadım, çünkü haklıydı: öğrenen bizim ne dediğimizi zerre merak etmiyor, ama ad yine de bir yere yazılıyor ve yazıldığı yerde bir iş yapıyor.

Adın iş yaptığı yer de en çok ihmal ettiğimiz yer, eğitimin kendi adı.

"Değerli çalışanlarımız, 2026 yılı zorunlu eğitiminiz tarafınıza atanmıştır." Bu cümleyi hiçbirimiz oturup tasarlamadık, kimse karar vermediği için geldi ve yerleşti. Eğitimlerin adı da aynı yerden geliyor: "İş Sağlığı ve Güvenliği Temel Eğitimi", "KVKK Farkındalık Eğitimi", "Liderlik Gelişim Programı Modül 2". Hiçbiri yanlış değil. Hiçbiri de bir şey söylemiyor.

Peki ad katılımı gerçekten değiştiriyor mu

Değiştiriyor, hem de ölçülmüş. Yedi çevrimiçi eğitim, her biri iki ayrı adla duyurulmuş: biri bilgi vaat eden ad ("Şu konuya giriş"), diğeri davranış vaat eden ad ("Hastayla şu konu hakkında konuşmak"). İçerik aynı, duyuran kurum aynı, kitle aynı. Yedi eğitimin yedisinde de bilgi vaat eden ad daha çok kişi topladı, eğitim başına ortalama 124 kişiye karşı 89 kişi (Kemper ve ark., 2008). Aradaki fark %39. Aynı çalışmada bir şey daha çıktı: genel adlı eğitimler, uzmanlık alanına daralan adları da geçti, 266'ya 191.

Şimdi burası benim için can sıkıcı yer, çünkü yıllardır "eğitim verdik devri bitti, davranış değiştirdik devri başlıyor" diyoruz ve bunu söyleyenlerin başında ben varım. Oysa rakam şunu söylüyor: davranış vaat eden ad kapıdan daha az kişi sokuyor. İnsan "bunu nasıl yapacağını öğreteceğim" diyen bir başlıkta bir iş yükü, hatta hafif bir sınav kokusu seziyor. "Giriş" diyen başlık ise zararsız görünüyor, elini kolunu bağlamıyor.

Yani kapıyı açan ad ile işi değiştiren ad aynı ad değil.

Buradan çıkan ders "davranıştan vazgeçin" değil, ikisini aynı yere yüklemeyin. Ad davet eder, vaat içeride durur. Adıyla insanı içeri alırsınız, davranış sözünü eğitimin ilk ekranında verirsiniz, kimse kapıda korkup geri dönmez.

Adı yazdıktan sonra kendinize üç soru sorun:

  1. Bu adı okuyan kişi, eğitimin kendisine ne için gerektiğini anlıyor mu?
  2. Ad, kurumdaki diğer yirmi eğitimin adından ayırt edilebiliyor mu?
  3. Adı duyuru cümlesinin içine koyduğunuzda cümle hâlâ insan gibi okunuyor mu?

Üçüncüsünde takılırsanız ad değil, sizin kurum diliniz konuşuyor demektir.

Ama biz ne yaptık? Sistem yöneticilerimiz her duyuruda bu işle tek tek uğraşmasın diye bunu bir özellik olarak duyuru ekranının ve e-posta şablonlarının içine aldık. Akademinin vaadi ve asla olmayacağı sıfatlar bir kez giriliyor, sonra her mesaj yazılırken yapay zekâ kişiyi uyarıyor, alternatif öneriyor ve kararı kişiye bırakıyor.

Bir de şunu açıkça söyleyeyim, bu tek bir çalışma ve 2008 tarihli; katılımcılar sağlık profesyonelleri, konu da onlara yabancı bir konuydu. Yazarları bile tanıdık konularda ayrıca araştırma gerektiğini yazmış. Yani sizin kataloğunuzda rakam bire bir çıkmayabilir. Ama ölçmesi bedava: aynı eğitimi iki ayrı adla iki gruba duyurun, açılma ve başlama oranına bakın. Bir öğleden sonralık iş, cevabı da tahmine değil kendi verinize dayanır.

Sizce akademinizdeki en düşük katılımlı eğitimin sorunu içeriğinde mi, yoksa adında mı? Adını bir kez yüksek sesle okuyun, cevabı duyacaksınız.

Sevgi ve saygılarımla.

Bu yazıyı beğendin mi?

Bültene abone ol, yeni yazılardan haberdar ol.