İş Yaşamı

Her Gün 6 İşçi Ölüyor!

Bir yönetmelik değişikliği neden bu kadar umut versin? Çünkü rakamlar artık utanç verici değil — dayanılmaz. Bu yazıya nasıl başlayacağımı uzun süre düşündüm. Bir CEO olarak "fırsattan bahsetmek" çok kolay olurdu — yeni mevzuat, yeni pazar, yeni müşteri kitlesi. Ama

İÖ İlkay Öztürk
· · 4 dk okuma
Her Gün 6 İşçi Ölüyor!
Bir yönetmelik değişikliği neden bu kadar umut versin? Çünkü rakamlar artık utanç verici değil — dayanılmaz.

Bu yazıya nasıl başlayacağımı uzun süre düşündüm. Bir CEO olarak "fırsattan bahsetmek" çok kolay olurdu — yeni mevzuat, yeni pazar, yeni müşteri kitlesi. Ama bir dakika durun. Biz yıllardır bu işin içindeyiz ve şunu net söyleyeyim: yukarıdaki rakamların arkasında gerçek insanlar var. Sabah evden çıkıp akşam dönemeyen insanlar. Bu rakamları araç olarak değil, sorumluluk olarak okuyorum.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine göre 2025 yılında Türkiye'de 2.105 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Pandemi sonrasının en kötü yılı. Bir önceki yıl 1.897'ydi. Artış gidiyor, durmuyor. Ve bunların 94'ü çocuk işçi. Çocuk. Bir yıl önce 71'di bu sayı.
"Son 10 yılda aylık ortalama 145 ile 165 arasında işçi hayatını kaybediyor. Bu bir istatistik değil — bu kronik bir katliam."
İnşaat, madencilik, taşımacılık, tarım... Deprem bölgelerindeki yeniden yapılanma sürecinde sadece son iki yılda en az 169 inşaat işçisi hayatını kaybetti. Olağanüstü koşullarda olağanüstü bir ihmal. Bunu yazarken elimden geldiği kadar soğukkanlı olmaya çalışıyorum ama itiraf etmeliyim: zor.

2 Nisan 2026: Bir Tarih, Bir Dönüm Noktası Olabilir mi?
Tam da bu tablo karşısında, 2 Nisan 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan yeni İSG Eğitim Yönetmeliği bende gerçek bir umut kıvılcımı yarattı. Yanlış anlamayın — bir yönetmelik değişikliği mucize yaratmaz. Ama doğru yapılmışsa, doğru uygulanırsa, bir başlangıç olur.
2013'ten bu yana yürürlükte olan eski yönetmelik bugün tamamen yürürlükten kalktı. Yeni düzenleme ne getirdi? Çok şey — ama en önemlileri şunlar:
İşe başlamadan önce yüz yüze eğitim zorunlu. Çırak ve stajyerler dahil tüm çalışanlar, fiilen işe başlamadan önce en az 2 saatlik uygulamalı işe başlama eğitimi almak zorunda. Bu süre temel eğitimden ayrı sayılıyor.
Tehlike sınıfına göre eğitim saatleri netleşti. Az tehlikeli: en az 8 saat / Tehlikeli: en az 12 saat / Çok tehlikeli: en az 16 saat. Ve temel eğitim işe giriş tarihinden itibaren en geç 3 ay içinde tamamlanmak zorunda.
Uzaktan eğitime ciddi sınır geldi. "İşe ve işyerine özgü riskler" konusu artık tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta kesinlikle yüz yüze verilmek zorunda. Uzaktan eğitim sistemleri için kimlik doğrulama, katılım takibi ve sınav kaydı şart koşuldu.
Ders saati ilk kez tanımlandı: 45 dakika ders + 15 dakika dinlenme = 1 ders saati. Küçük görünüyor, büyük fark yaratır.

Formaliteden Gerçeğe: Bu Sefer Farklı mı?
Şüpheci olmak hakkınız. "Mevzuat değişir, uygulama değişmez" yorgunluğunu ben de yaşıyorum. Ama bu düzenlemede beni farklı düşündüren birkaç şey var.
Birincisi, yüz yüze zorunluluğu sadece biçimsel değil, işlevsel bir gerekçeyle getirildi. "İşyerine özgü riskler" konusunun ekrana bakılarak öğrenilemeyeceği gerçeğini artık mevzuat da kabul ediyor. Bu, işçinin hangi makineyle, hangi kimyasalla, hangi ortamda çalışacağını gerçekten öğrenmesini zorunlu kılıyor.
İkincisi, uzaktan eğitim platformlarına getirilen teknik gereklilikler "eğitim yaptım" görüntüsü yaratmayı zorlaştırıyor. Sisteme giriş-çıkış saatleri, tamamlama oranları, sınav sonuçları — bunların kayıt altına alınması ve raporlanabilir olması şartı, kâğıt üstündeki eğitimi fiilen bitirebilir.
"Kâğıt üstünde eğitim alan ama hiçbir şey öğrenmemiş bir işçi — yönetmelik onu koruyamaz. Bunu biliyoruz. Ama artık hiç değilse zemin değişiyor."
Üçüncüsü ve belki en önemlisi: MEB'den büyük şirketlere kadar uygulama hızla başladı bile. Millî Eğitim Bakanlığı, 24 Nisan'a kadar tüm personelinin yönetmeliğe uygun eğitimi tamamlamasını zorunlu kıldı. Bu hız, önceki mevzuat değişikliklerinde nadiren görüldü.

Infinity Olarak Bizim Bu İşte Ne İşimiz Var?
Yirmi yılı aşkındır bu sektördeyim. İSG eğitimini çoğu zaman "zorunluluk" olarak gören, içeriği formalite olarak gören bir kültürle mücadele ettik. Infinity E-Learning olarak kurarken de bu soruyu sorduk: İnsanlar gerçekten öğrenirse ne değişir?
Biz de www.yeniisgmevzuati.com 'u yayına aldık. Mevzuatı anlatıyoruz. Yönetmelikleri, sık sorulan soruları, sektöre özel detayları herkesin anlayabileceği bir dille aktarıyoruz. "İSG Güncel" sekmemizde de tam olarak bu tür haberleri, değişiklikleri, sahadan gelen sinyalleri izliyoruz.
Çünkü şunu biliyoruz: bir işçi neye maruz kalabileceğini gerçekten öğrenirse, ekranın karşısında değil — tam o makineyle yüz yüze öğrenirse — hayatta kalma ihtimali artar. Bu naif bir inanç değil. Bu, işin özü.
Evet, bu yeni yönetmelik bizim için iş fırsatı da yaratıyor. Bunu saklamak bana dürüst gelmiyor. Ama şunu da açıkça söyleyeyim: eğer bu yönetmelik 2025 rakamlarını aşağıya çekemezse, biz hiçbir şeyi başaramamışızdır. Motivasyonumuz bu.

Gerçek Test Nisan'da Değil, Sayımlarda
Bu yazının değeri, yeni yönetmeliği ne kadar iyi anlattığımızla değil, iki yıl sonra İSİG Meclisi raporlarında ne yazdığıyla ölçülecek. Rakamlar düşerse — o zaman konuşuruz. Düşmezse, şikâyetin yanına çözümü de koymaya devam ederiz.
2.105. Bu sayı bu yıl için. Önümüzdeki yıl, bu sayının altında bir yerde durmak için üzerimize düşeni yapacağız. Sizin de yapmanızı umuyoruz.

Kaynaklar: İSİG Meclisi 2025 Yıllık Raporu · Euronews TR (Mart 2025) · SGK 2024 İstatistikleri · Resmî Gazete, 2 Nisan 2026 Sayı: 33212

Bu yazıyı beğendin mi?

Bültene abone ol, yeni yazılardan haberdar ol.