Yapay Zeka

Yapay Zeka: Türkiye Geç Uyanıyor, Dünya Çoktan Çözüm Arıyor

Son haftalarda dünyanın teknoloji tartışmalarını takip ederken bir şey net olarak görülüyor: Yapay zekâ sadece bir teknoloji devrimi değil, önümüzdeki on yılın en büyük istihdam krizinin tetikleyicisi olarak konuşuluyor. Ve bu konuşmanın merkezinde, artık “garip bir fikir” olmaktan çıkmış bir öneri

İÖ İlkay Öztürk
· · 7 dk okuma
Yapay Zeka: Türkiye Geç Uyanıyor, Dünya Çoktan Çözüm Arıyor

Son haftalarda dünyanın teknoloji tartışmalarını takip ederken bir şey net olarak görülüyor: Yapay zekâ sadece bir teknoloji devrimi değil, önümüzdeki on yılın en büyük istihdam krizinin tetikleyicisi olarak konuşuluyor. Ve bu konuşmanın merkezinde, artık “garip bir fikir” olmaktan çıkmış bir öneri var: Evrensel Temel Gelir.

Türkiye’de bu tartışmanın ne kadar gündemde olduğunu merak ediyor musunuz? Biz hâlâ “üniversite mezunu çocuklarımız neden iş bulamıyor” sorusunu sorarken, dünya “insanlar çalışmak zorunda kalmadan nasıl geçinecek” sorusunu konuşuyor. Ve bu sadece akademik bir tartışma değil.

Dünya Neyi Konuşuyor?

Elon Musk’ın son açıklaması dikkat çekiciydi: Federal hükümetin para arzını artırarak “Evrensel Yüksek Gelir” (Universal High Income) modeline geçmesi gerektiğini savundu. Musk’a göre yapay zeka ve robotik teknolojiler, milyonlarca işi kısa sürede yok edecek. OpenAI ise alternatif olarak “Kamu Refah Fonu” (Public Wealth Fund) fikrini öneriyor. Joseph Stiglitz AI’nin köklü bir ekonomik yıkım yaratacağını söylerken, Marc Andreessen bu pesimizme karşı çıkıyor.

İki taraf da aynı şeyi kabul ediyor aslında: Mevcut sistemle devam etmek mümkün değil.

Evrensel Temel Gelir Pilot Çalışmaları

Dünyadaki pilot çalışmalar da çoktan başladı:

  • Finlandiya (2017-2018): 2.000 işsize ayda 560 € verildi. Sonuç: ruh sağlığı iyileşti, stres azaldı, ama istihdamda belirgin değişim olmadı.
  • Alaska (1982-bugün): 40+ yıldır petrol gelirlerinden her vatandaşa yıllık 1.000-2.000 $ dağıtılıyor. İstihdama zararı yok.
  • Stockton, Kaliforniya: 125 aileye ayda 500 $ verildi. Tam zamanlı istihdam %28’den %40’a yükseldi. “UBI tembelleştirir” tezinin tam zıddı.
  • Kenya - GiveDirectly: 300 köyde 12 yıllık deney devam ediyor. Gıda güvencesi arttı, küçük işletme kurulumu yükseldi.
  • Almanya (2021-2024): 1.200 €/ay, 3 yıl. Çalışma saatlerinde azalma yok, ruh sağlığında ciddi iyileşme.

Yani dünya deniyor, ölçüyor, tartışıyor. Biz ne yapıyoruz? Büyük ölçüde hiçbir şey.

Gençlerdeki Tablo Çok Daha Ürkütücü: Harvard’dan Anadolu’ya Aynı Dalga

Dikkat çekici bir şey oluyor dünyada: Bilgisayar mühendisliği, yani bir zamanlar “çocuğuna bunu oku, kesin iş bulur” denen bölüm, en yüksek genç işsizlik oranlarından birine sahip oldu.

New York Federal Reserve verilerine göre ABD’de yeni mezun olan bilgisayar mühendislerinin işsizlik oranı %7,5, bilgisayar bilimleri mezunlarında ise %6,1. Karşılaştırma için: güzel sanatlar mezunu %3, tarih mezunu %3’ün altında, felsefe mezunu %3,2. Yani kod yazmayı öğrenen genç, felsefe öğrenen gençten iki kat daha yüksek olasılıkla işsiz.

Neden? Sebebi tek cümleyle özetlemek mümkün: AI, giriş seviyesi işleri yutuyor.

Yapay Zekanın İstihdama Etkileri

  • Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın açıklaması: Şirketin yazdığı kodun %30’unu artık AI yazıyor.
  • Indeed’de yazılım geliştirici ilanları Şubat 2022-Ağustos 2025 arasında %71 düştü.
  • 2024’te 150 bin, 2025’te 100 bin teknoloji çalışanı işten çıkarıldı.
  • 20-24 yaş arası ABD üniversite mezunu işsizliği Eylül 2025’te %9,5’e, yani genel oranın neredeyse iki katına çıktı.
  • Dünya Ekonomik Forumu: önümüzdeki 5 yılda işlerin %22’si AI ile ya yok olacak ya dönüşecek.

Haberlerdeki kişisel hikayeler de çarpıcı. Oregon State mezunu bir genç 6.000 iş başvurusu yaptı, 13 mülakata çağrıldı, iş teklifi hiç almadı. McDonald’s bile “deneyim yetersiz” diye reddetti. Bu artık anekdot değil, sistemik bir deseni anlatıyor.

Türkiye’ye çevirin gözünüzü: Biz bu dalganın dibinden etkileneceğiz çünkü Türkiye yazılım üreten bir ülke değil, tüketen bir ülke. ABD’de CS mezunu %6,1 işsizse, Türkiye’de 5-10 yıl sonra bu oranın nereye çıkabileceğini düşünmek bile ürkütücü.

Türkiye’de Tablo: Resmi Rakam Sakin, Derindeki Fırtına Başka

Resmi rakamlara bakınca “idare ediyoruz” havası var: Şubat 2026 itibarıyla işsizlik oranı %8,5. Tek hane. Hükümet bunu başarı olarak sunuyor.

Ama aynı TÜİK verilerinde çok daha kritik bir rakam var: Atıl işgücü oranı %29,9. Yani geniş tanımlı işsizlik — resmi işsizlere ek olarak iş aramaktan vazgeçenler ve yetersiz istihdamdakiler — neredeyse her üç kişiden birini kapsıyor. Gençlerde tablo daha da ağır: 15-24 yaş grubunda işsizlik %15,8, genç kadınlarda ise %21,8.

Ve işin can sıkıcı tarafı burada başlıyor: Üniversite mezunu olmak artık kurtarıcı değil.

Üniversite Mezunlarının Durumu

  • 2006’da yoksulluk sınırının altında yaşayan üniversite mezunu sayısı 24 bindi. 2025’te bu sayı 344 bine fırladı. 14 kattan fazla artış.
  • 2009’da üniversite mezunu, okul bitirmemiş birine göre 4,71 kat fazla kazanıyordu. Bugün bu oran 3,08 kata düştü.
  • Lisans mezunlarının ilk iş bulma süresi ortalama 14,4 ay.
  • 15-34 yaş arası 9,2 milyon gencin 2,5 milyonu, becerilerinin altında işlerde çalışıyor.

Yapay zeka henüz tam anlamıyla sahneye çıkmadan, Türkiye’nin genç-eğitimli nüfusu zaten sistem tarafından emilemiyor. AI gerçekten büyük dalgasını vurduğunda, hangi zemine düşecek?

Bizdeki “Gizli UBI” Parçaları: G0 ve EYT

Türkiye aslında adını koymasa da iki farklı kanaldan, iki farklı kitleye “temel gelir benzeri” transferler yapıyor. Şimdi bunlara dürüstçe bakalım.

Kanal 1: G0 — Sağlık üzerinden kısmi güvence

2012’de eski yeşil kart uygulaması GSS içine gömüldü ve G0 statüsü doğdu. Bugün G0 kapsamında sağlık primi devlet tarafından ödenen vatandaş sayısı yaklaşık 7 milyon. 2,2 milyon kişi ise gelir testini geçemediği için kendi cebinden ayda 1.981 TL GSS primi ödemek zorunda.

7 milyonluk G0, bir bakıma “sağlık alanında kısmi evrensel temel yardım” sayılabilir. Ama evrensel değil — muhtaçlık testine bağlı, hane geliri asgari ücretin 1/3’ü altındaysa hak kazanıyorsunuz. Cebinize para girmiyor, sadece hastanede fatura ödemiyorsunuz. Bir iş bulduğunuzda, küçük bir mal mülk aldığınızda — anında kesiliyor.

Kanal 2: EYT — Aslında devasa bir nakit UBI deneyimi

Asıl dikkat çekici olan burada. EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) düzenlemesi 3 Mart 2023’te yürürlüğe girdiğinden beri sistemde yarattığı tablo şöyle:

  • EYT kapsamında yaş şartı aranmadan emekli olan kişi sayısı: 2,6 milyon
  • 2023-2025 arası toplam yeni emekli sayısı: 3,3 milyon
  • Türkiye’nin toplam emekli sayısı: 17,7 milyon (nüfusun %21’i)
  • EYT’den emekli olanların %51’i kayıtlı olarak çalışmaya devam ediyor. Emekli olup çalışan toplam kişi sayısı: 2,15 milyon
  • Sigortalı çalışan / emekli oranı 1,66’ya düştü (Bakan Bilgin “3 olmalı” diyordu)
17,7 milyon kişiye devlet her ay düzenli, koşulsuz, nakit ödeme yapıyor.

“Çalışma karşılığı” kulağa güzel geliyor ama EYT ile gelen 2,6 milyonluk grubun önemli kısmı 40’lı yaşlarda emekli oldu. Yani prim ödedikleri sürenin katı kadar bir süre boyunca emekli maaşı alacaklar. Bu teknik olarak emeklilik ama mekanizması olarak yaşam boyu koşulsuz gelir transferine benziyor.

OECD’nin 2023 raporu bile EYT’nin önümüzdeki 20 yıl boyunca Türkiye’deki emekli aylığı sistemini baskılayacağını söyledi.

Ve şimdi yeni bir EYT grubu kapıda: 1999-2008 arası sigortalılar için “kademeli emeklilik” tartışması iyice büyüdü. Bakan Işıkhan “değişiklik yok” dese de siyasi baskı artıyor, CHP’li milletvekili bir kanun teklifi bile sundu. Eğer bu düzenleme çıkarsa birkaç milyon kişi daha sisteme eklenecek.

Kritik soru: Bu bir UBI deneyimi mi?

Teknik olarak UBI değil. Ama pratikte birçok UBI özelliğini taşıyor:

  • Düzenli nakit transfer
  • Milyonları kapsıyor
  • Koşulsuz (ödeme başladıktan sonra)
  • Geri dönülemez siyasi zemine oturmuş ✓ (Alaska modeli gibi dokunulmaz hale geldi)

Farkı ne? Sadece bir demografiye (prim ödemiş olanlar) veriliyor, evrensel değil. Ama mali etkisi açısından, “Türkiye UBI uygulasa ne olur?” sorusunun canlı pilotunu zaten çalıştırıyoruz. Üstelik finansmanı aktif çalışandan emekliye aktarım yoluyla yapılıyor — bu da sürdürülebilirliği baskılıyor.

Sorgulamamız Gereken: Koşulsuzlaştırmak Mümkün mü?

Bunun cevabı basit değil, doğrudan söyleyeyim.

Maliyet tarafı: Türkiye’nin 84 milyon vatandaşına aylık 10.000 TL verilse, yıllık maliyet 10 trilyon TL’yi aşıyor. 2026 merkezi yönetim bütçesinin yaklaşık %68’i. Saf UBI, bugünün Türkiye’si için matematiksel olarak mümkün değil.

Ama bu “unutalım” demek değil. Zaten G0 + EYT üzerinden toplamda 25 milyona yakın kişiye bir tür düzenli transfer yapılıyor. Soru “sıfırdan UBI kurar mıyız” değil, “var olan parçaları nasıl birleştirip, daha evrensel, daha adil ve AI çağına daha dayanıklı bir mimari kurarız” olmalı.

Uygulanabilir UBI Varyantları

Akademik çalışmaların ortak sonucu: Saf UBI değil, varyantları uygulanabilir:

  • Kısmi UBI: Yetişkinlere açlık sınırının yarısı kadar
  • Negatif gelir vergisi: Belli eşiğin altındakine otomatik nakit
  • Demografik hedefli: Sadece 0-18 yaş veya 65+
  • G0’ın genişletilmesi: Sağlıktan nakde, muhtaçlıktan evrenselliğe doğru kademeli geçiş

Biz Neden Geç Kalıyoruz?

Üç temel sebep var bence:

Birincisi, gündemimiz dar. Türkiye’nin en büyük sorunu olarak vatandaşların %57,5’i “ekonomi ve hayat pahalılığı” diyor. İşsizlik/istihdam ise sadece %5,2’lik bir kategoride kalıyor. Günlük geçim derdi, uzun vadeli yapısal tartışmaları gölgede bırakıyor.

İkincisi, teknoloji üretmiyoruz, tüketiyoruz. AI’nin yıkıcı etkisini yaşayacağız ama yaratıcı sürecinde söz sahibi değiliz. ChatGPT, Claude, Gemini konuşuyor — biz kullanıyoruz. Bu pozisyon, AI’nin getireceği refahtan değil, yaratacağı işsizlikten payımızı alacağımız anlamına geliyor.

Üçüncüsü, demografik ve mali saatimiz aynı anda işliyor. Bir tarafta EYT’yle genişleyen emekli havuzu, diğer tarafta AI’nın eriteceği çalışan nüfus. Bir tarafta ödeme yapacak az sigortalı, diğer tarafta ödeme bekleyen çok kişi. Alaska petrolümüz yok, Karadeniz gazı ise bu makası kapatmaya yetmez.

Son Söz

Evrensel Temel Gelir’i bugün uygulayabilir miyiz? Hayır. Ama konuşmamız gerekiyor mu? Kesinlikle. Çünkü 10 yıl içinde bu konuşma lüks değil, zorunluluk olacak.

İlginç olan şu: G0 ile 7 milyon kişiye sağlık güvencesi, EYT ile 17,7 milyon kişiye nakit transfer yapabilen bir devletimiz var. Yani altyapı kısmen mevcut. Eksik olan, AI çağının getireceği istihdam şokuna karşı bütüncül, sürdürülebilir bir mimari tasarımı.

Seçenek basit: Ya bu tartışmayı bugün, hazırlıklı ve proaktif şekilde açıp mekanizmaları tasarlarız. Ya da 5-10 yıl sonra, yapay zeka büyük dalgasını vurduğunda, milyonlarca işsiz-eğitimli gencimizle birlikte hazırlıksız yakalanırız.

Türkiye olarak yapay zekaya geç uyanıyoruz. Harvard mezunu çocuklar iş bulamazken, bizim Anadolu’daki mühendislik mezunumuzun durumu ne olacak? CS diploması ABD’de bile %6,1 işsizlik anlamına geliyorsa, Türkiye’deki vasıfsız-yarı vasıflı beyaz yakalı kitle ne yapacak?

Daha geç olmadan, en azından bu soruları sormaya başlayabiliriz. Çünkü cevabını bulamazsak, başımız dertte değil — başımız gerçek anlamda ciddi dertte olacak.

Bu yazıyı beğendin mi?

Bültene abone ol, yeni yazılardan haberdar ol.