Eğitim talepleri kötü bir eğitimle ölmüyor. İyi niyetli tek bir cümleyle ölüyor: önce bir ihtiyaç analizi yapalım. Bir bölüm müdürü eğitim istiyor, eğitim birimi bu cümleyi kuruyor, herkes başını sallıyor ve iş 6 hafta ileri kayıyor. 30 yıldır bu işin içindeyim, o 6 haftanın sonunda genelde 2 şeyden biri oluyor: talebi açan kişi konuyu unutmuş oluyor ya da kendi çözümünü çoktan bulmuş oluyor. Analiz dosyada kalıyor, talep ölüyor.
Katil analizin kendisi değil, analizi sıraya koyma biçimimiz. 6 haftaya yayılan işin önemli kısmı 2 haftada yapılıyor, hem de elinizde zaten olan araçlarla. Aşağıdaki 5 adım, bir talep geldiğinde ilk 2 haftada izleyebileceğiniz sıra.
1. Talebi tek cümleye indirin. Kim, hangi işi, ne zaman yanlış yapıyor? Bu cümleyi yazarken yöneticiye sorulacak soru "hangi eğitimi istiyorsunuz" değil, şu: bu işi sahada yanlış yapan birinin başına ne geliyor? Cevap "pek bir şey olmuyor" ise elinizdeki mesele eğitim meselesi değildir ve bunu 6. haftada değil ilk gün öğrenmiş olursunuz.
2. Rakamı önce alın. Sistemde ne varsa bir tanesini seçin: hata kaydı, müşteri şikâyeti, iade, gecikme, teklifin siparişe dönme oranı, hatta vardiya başına tekrar eden aynı soru. 1 rakam yeter. Önemli olan, siz işin içine girmeden önce kayda geçmiş olması.
3. 3 kişiyle 20 dakika konuşun. İşi iyi yapan biri, yeni başlamış biri ve talebi açan yönetici. Üçüne de tek bir şey sorun: burada iyi iş neye benziyor? 3 cevap birbirini tutmuyorsa sorun bilgi eksikliği değil, tanım eksikliğidir; eğitim o tanımı kuramaz.
4. Küçük bir şeyi 2 yerde deneyin. 2 ekip seçin. Birinde hiçbir şey değiştirmeyin. Diğerine tek bir hamle verin: bir kontrol listesi, işe başlarken amirin soracağı tek bir soru, 2 dakikalık bir hatırlatma videosu. Program kurmuyorsunuz, tek değişken deniyorsunuz.
5. 2 hafta sonra aynı rakama bakın. Yöneticiye tek sayfa götürün: başlangıçtaki rakam, 2 hafta sonraki rakam, 2 ekip arasındaki fark. Çıkan şey bir eğitim programı değil, bir yön. Yön belli olduktan sonra eğitimi tasarlamak zaten bizim en kolay işimiz.
Şimdi 2. maddedeki o rakamı neden en başta aldığımızı söyleyeyim, çünkü bu kısım çoğu ihtiyaç analizinde gözden kaçıyor. Siz soru sormaya başladığınız anda ölçtüğünüz şey değişiyor. Vardiya amirine "sizce burada iyi iş neye benziyor" diye sorduğunuzda o kişi o gün ekibine başka gözle bakıyor, yıl sonuna bıraktığı konuşmayı 1 hafta öne alıyor. Bunun ölçülmüş hali de var: 43 deneyi ve 100 binden fazla kişiyi bir araya getiren derlemede, yalnızca kendilerine soru sorulan gruplar bile hiç soru sorulmayanlardan farklı davrandı. Etki küçük ve kanıtın çoğu sağlık davranışlarından geliyor, yani "anket attık, iş çözüldü" demiyorum.
İşinize yarayacak sonucu şu: ihtiyaç analizi nötr bir fotoğraf çekmek değil, ilk müdahalenizdir. 3. maddedeki görüşmeler, 4. maddedeki denemenin bir parçasıdır. Rakamı o yüzden en başta alıyoruz; görüşmelerden sonra alırsanız kendi etkinizi ölçmüş olursunuz.
Peki biz ne yaptık? 5. maddedeki "2 hafta sonra aynı rakama bak" işini hissiyatla değil sistemden yapabilmeniz için, eğitimi alanlarla almayanlar arasındaki farkı veren Eğitim Etkinliği raporunu InfinityLMS'in içine koyduk. Denemeden önce bir bakarsınız, 2 hafta sonra bir daha bakarsınız, aradaki farkı yönetimle tartışmak artık yorum meselesi olmaktan çıkar.
Bu hafta gelen eğitim talebine kaç gün içinde ilk somut cevabı verdiniz? 6 haftayı 2 haftaya indirmek çoğu kurumda yeni bir bütçe değil, yeni bir alışkanlık meselesi.
Umarım yararlı olmuştur, sevgi ve saygılarımla.