20 kişilik bir sınıf eğitimi düşünün. 1 gün sürüyor. Salon, ikram, eğitmen ücreti, birkaç kişinin yolu ve konaklaması. Bu kalemleri eğitim bütçesinden ödüyorsunuz ve rakamı biliyorsunuz.
Asıl maliyeti bilmiyorsunuz. 20 kişinin o gün yapmadığı iş hiçbir bütçe satırında görünmüyor.
Peki o günün karşılığında ne aldınız? Onu da bilmiyorsunuz. Çünkü bugüne kadar ölçtüğümüz tek şey, insanların o günden memnun ayrılıp ayrılmadığıydı.
Memnuniyet formu size ne söylüyor?
Bir tahmin yürütün. Katılımcının eğitimi ne kadar beğendiği ile ne kadar öğrendiği arasında sizce ne kadar ilişki var?
Neredeyse hiç.
Eğitim değerlendirmesi üzerine 34 çalışmayı birleştiren bir meta-analizin bulgusu bu. Memnuniyet ile eğitim hemen sonrası öğrenme arasındaki ilişki 0,08 çıkmış, yani pratikte sıfır. Aynı çalışmada katılımcıya "bu işine yarayacak mı" diye sorulduğunda alınan cevap ise hem öğrenmeyle hem de sahadaki davranışla belirgin biçimde daha güçlü ilişkili.
Yani dolu bir salon, gülen yüzler ve 5 üzerinden 5 memnuniyet, insanların hoş vakit geçirdiğini söylüyor. Başka bir şey söylemiyor.
İkinci bulgu daha sert. Öğretim yöntemi aynı tutulduğunda çevrimiçi eğitimle sınıf eğitiminin ürettiği öğrenme birbirine denk çıkıyor.
Bunun anlamı şu: bilgi aktarmak o günü hak etmiyor. Bir prosedürü anlatmak, bir mevzuatı özetlemek, bir sistemi tanıtmak için 20 kişiyi bir odaya toplamak, yolu ve takvimi harcamak savunulabilir bir karar değil. Aynı sonucu ekrandan alıyorsunuz.
Peki neden hâlâ yapıyoruz?
Çünkü sınıf eğitimi en uzun süredir yaptığımız şey. En uzun süredir yaptığımız şey de doğal olarak en az sorguladığımız şey oluyor.
30 yıldır aynı salonlardayım. Buz kırıcı oyunlar, iki doğru bir yalan, gruplara ayrılıp kâğıda bir şeyler yazma, sonra sunma. Bunları izlerken insanlar gerçekten eğleniyor. Sorun eğlence değil, sorun eğlenceyi kanıt saymak.
Kusuru katılımcıda aramak da haksızlık. Bir çalışan salona çağrıldığında oraya gelir, kendisinden isteneni yapar ve formu doldurur. Günü neyin doldurduğuna o karar vermiyor.
Sizin son sınıf eğitiminizde günün kaçta kaçı anlatımla geçti?
Odayı ne hak ediyor?
İnsanları bir araya getirmenin karşılığını veren birkaç şey var ve hepsinin ortak özelliği şu: ekranda zor oluyorlar.
Prova. Birinin yaptığı işi yaparken izlenmesi ve anında geri bildirim alması. Zor bir konuşmanın, mesela bir performans görüşmesinin ya da bir müşteri itirazının, karşısında gerçek bir insan varken denenmesi. Bir de ilişki: aynı işi yapan insanların birbirini tanıması. Ama ilişkiyi tanışma oyunuyla değil, gerçek bir problemin üzerinde birlikte çalışırken kurun.
Bu listeye bakınca sınıf eğitimi küçülmüyor, tersine değerleniyor. Sadece daha seyrek ve daha dolu geçiyor.
Eğitmen günün yarısından fazlasını konuşarak geçiriyorsa o gün salonu hak etmemiştir.
Kullandığım ölçü bu. Anlatılacak şey anlatılsın, ama gelmeden önce, ekrandan. Salon anlatmak için değil, denemek için açılsın.
Ekranın burada ne işi var?
Yukarıdaki listede en pahalı madde prova. Herkesin canlı geri bildirim alabileceği kadar zaman yok, her konu için salon açılmıyor, bazı durumlar da zaten provası yapılamayacak kadar riskli.
VakaSim sayfamızda şöyle bir cümle var: karar anı yaşanmadan öğrenilmez. Aynı sayfa kurumsal eğitimin çoğunun bilgi aktardığını ama davranış değiştirmediğini söylüyor. Bu yazının tezi de tam olarak o.
Simülasyon, çalışanı eksik bilgiyle, zaman baskısı altında ve sosyal baskıya rağmen karar vermek zorunda bırakıyor. Yanlış kararın sonucu oluyor. Bu, bir sunumun yapamayacağı şey.
Ama şunu da söyleyelim: simülasyon odanın yerine geçmiyor. Birinin sizi izlemesini ve o anda düzeltmesini hiçbir ekran veremez. Simülasyonun yaptığı şey odayı boşa harcamayı önlemek. Anlatma işi ekrana gittiğinde salonda geriye yalnızca salonun yapabileceği iş kalıyor.
Yarın sabah tek bir şeyi değiştirin
Sınıf eğitimi sonundaki formdaki soruyu değiştirin. "Memnun kaldınız mı" sorusunun cevabı size bir şey söylemiyor. Yerine şunu sorun: bunu önümüzdeki 2 hafta içinde nerede kullanacaksınız?
3 hafta sonra da aynı kişilere tek bir soru gönderin: kullandınız mı?
İkisi de 5 dakikalık iş. Ve o günün israf olup olmadığını size ilk kez gerçekten söyleyecek olan şey bu 2 cevap.
Sizce son eğitiminizden çıkanların kaçı bugün onu kullanıyor?
Karar anını yaşatan simülasyonlara bakmak isterseniz: https://infinityelearning.com/vakasim